Maraton Koşucuları Çok Fazla Su İçiyor

Maraton Koşucuları Çok Fazla Su İçiyor

Boston Maraton koşucuları arasında yapılan bir çalışmanın gösterdiğine göre üç maraton koşucusundan biri ihtiyacı olandan daha fazla sıvı alıyor.

 

2002 Boston Maratonunda bir bayan koşucu öldü çünkü vücudu çok fazla tuz kaybetmişti; hiponatremi olarak bilinen bir durum. Doktor, halk sağlığı uzmanı Christopher S.D. Almond ve çalışma arkadaşları, bayan koşucunun yarış arkadaşlarının çoğunun aynı tehlike ile karşı karşıya olduklarını buldu.

 

Almond’ın ekibi 2002 Boston Maratonunda koşan 488 kadın ve erkekten kan örnekleri ve başka veriler topladı. Koşucuların %13’ünün düşük sodyum seviyelerinin olduğunu buldu. Ve analiz edilen 488 koşucunun üçünde kritik bir şekilde düşük sodyum seviyeleri vardı ki bu durum baş ağrısı, sersemlik, nöbet ve ölüm risklerini çok yükseltmekteydi.

 

Bu yarışta 15,000 kişi koştuğundan bunun anlamı koşucuların yaklaşık 1,900’ünün yarışın sonunda çok düşük sodyum seviyelerine sahip olduklarıdır. Ve 90 kadar koşucu Almond ve arkadaşlarının tahminine göre kritik bir şekilde düşük sodyum seviyelerine sahipti. Düşük sodyum seviyelerinin ana sebebi: yarışma sırasında çok fazla sıvı almak, vücudun tuzunu seyreltmek.

 

Almond ve arkadaşları The New England Journal of Medicine’in 14 Nisan sayısında, ‘bu gözlemler hiponatremi’nin- ve özellikle ağır hiponatreminin- eskiden fark edildiğinden daha büyük bir problem olduğunu akla getiriyor,’ diye bildiriyorlar.

 

Spor İçecekleri Tuz Kaybı İçin Çözüm Değil

 

Tuz kaybı bakımından koşucuların saf su mu içtikleri yoksa spor içeceği mi içtikleri önemli görünmüyordu. Bunun sebebi spor içeceklerinin tuzdan çok daha fazla su içeriyor olmaları.

 

Almond ve arkadaşları, ‘bulgularımız sıvının tipinin katkısının alınan sıvının hacmi ile karşılaştırıldığında küçük olduğunu ileri sürüyor,’ diye yazıyorlar.

 

Almond çalışmasına eşlik eden editör yazısı bu noktanın altını çiziyor.

 

Dallas’taki Texas Üniversitesi Southwestern Tıp Merkezinde Egzersiz ve Çevre Tıbbı Enstitüsü’nün müdürü, doktor Benjamin D. Levine ve Connecticut’ın Hatford Hastanesinde önleyici kardiyoloji müdürü doktor Paul D. Thompson, ‘şimdi piyasada bulunan ‘spor içecekleri’nin koruyucu olmadıklarını anlamak önemlidir,’ diye yazıyorlar.

 

Levine ve Thompson problemin maraton koşucuları ile sınırlı olmadığını belirtiyorlar. Atletlerin her çeşidi çok fazla sıvı almaya eğilimli. Amerikan Spor Hekimliği Okuluna göre su ve spor içecekleri tavsiye edildikleri şekilde kullanıldıklarında atletler için tehlikeli değiller. Bu da ter kaybına yaklaşan miktarlarda içmek demek.

 

Atletler için bir problem egzersiz yaparken tolere edildiği kadar çok sıvı almak ve kişi susayana kadar beklememek yolundaki öğüt olmuştu. Dehidrasyon kas hasarı ve ölümle sonuçlanarak gerçekten korkunç bir problem olabilir.

 

O halde aşırı hidrasyon nedeniyle tehlikeli tuz kaybı ile dehidrasyon arasında nasıl bir denge kurabilirsiniz? Almond ve arkadaşları insanların su ihtiyaçları ve su kaybettikleri hız konusunda çok farklılık gösterdiklerini belirtiyorlar. Araştırmacılar koşucuların antrenman yarışlarından önce ve sonra tartılmalarını öneriyorlar. Yarıştan sonra yarıştan öncekinden daha ağırsanız çok fazla içmişsinizdir. Sıvı alımınızı buna göre ayarlayın, tercihen terlemeden dolayı tuz kaybını yerine koyan, sodyum içeren sıvılarla.

 

Elbette hava durumları önemli bir rol oynuyor. Yarışınız için beklediğiniz havada antrenman yapmanız ve uygun sıvı alımınızı test etmeniz iyi bir fikir.

 

Levine and Thompson, USA Track and Field’ın öğüdüne işaret ediyor: Susuzluğu sıvı replasmanına rehberiniz olarak kullanın.

 

Ama Amerikan Spor Hekimliği Okulu (ACSM) farklı bir görüşe sahip.

 

Susuzluğun sık sık vücudun sıvı ihtiyaçlarının zayıf bir göstergesi olduğunu söylüyor.

 

ACSM, ‘özellikle su, vücudun sıvı replasmanı tamamlanmadan susuzluk hissini bastırır, bu yüzden böylesi koşullar altında ne kadar sıvı tüketildiğinin tek belirleyicisi susuzluk olmamalıdır,’ diyor.