Dentofobi

Her on kişiden biri, ağrılarını azaltacak olsa da diş hekimlerinden çok korkuyor. Bu, sağlık yönünden sık sık olumsuz sonuçlar doğuruyor. Dentofobinin nasıl üstesinden gelinebileceğine dair, bir psikolog araştırma yaptı: Kısa süreli davranış terapisi işe yarayabilir.

Radyografi ciddi diş çürüklerini gösterdi. Hastanın dokuz dişiyle acilen ilgilenilmesi gerekiyordu ve bunlardan üçünün de muhtemelen kurtarılacak yanı kalmamıştı. Uç bir vaka mı? Hayır, hatta bir terapi çalışmasındaki katılımcılarının dişlerinde oldukça tipik.  Yaklaşık 70 dentofobik, ortalama 10 yıldır hemen hemen hiç diş hekimine gitmedi. Yalnız düşüncesi bile onlarda huzursuzluk, kalp çarpıntısı ve aşırı ter meydana getiriyor.

Hiç kimse bir sandalyede kocaman açılmış bir ağızla oturmaktan, dişini oydurmaktan veya kökünden söktürmekten keyif almaz. Yine de çoğu insan düzenli olarak kontrollere gider. Fakat 2006 yılında 3000 kişiyle yapılan çalışmaya göre, her on kişiden biri diş hekimine sırf korkudan gitmiyor.

2009 yılında İngiltere’de yapılan bir çalışma da benzer sonuçlara ulaştı. Araştırmacılar, dentofobiden kadınların erkeklerden, gençlerinse herkesten fazla mustarip olduğunu ortaya çıkardılar: Dentofobiye, 40 yaş altındaki kişilerde 60 yaş üstündeki kişilerden dört kat daha fazla rastlanıyor.

2011 yılında yapılan bir araştırma, yaşanan tatsız hisleri yalnızca diş aletleri ve enjeksiyon korkusuyla sınırlı kalmadı. Dentofobikler tedavi sırasında çaresiz hissediyor ve dişleriyle korkularından utanıyor. Dentofobikler genelde korkularının abartılı olduğunu ve çoğu insanın aşırı sıkıntı çekmeden diş hekimine gittiğini zannederler.

Sosyallik

Çürükler sosyalliği de alıyor

Dentofobiklerde uzun vadede diş çürükleri,  diş taşları, ağız kokusu, günlük yaşam ve iş yaşamında kısıtlamalara katlanıyorlar. Örneğin, bir hasta işinde stres yaşıyordu çünkü üstleri, dişlerinin görüntüsünün müşteri görüşmelerinde mesleki başarıyı olumsuz etkileyeceğini belirtmişlerdi.

Birçok dentofobik, başta büyük ölçüde dentofobiden kaynaklanan başka psikolojik zorluklar da yaşıyor. Birçoğu, kötü dişleri yüzünden çok az gülüyor veya sosyal temastan tamamen kaçınıyor. Bu davranışlar yalnızlığa veya sosyal fobiye yol açabilir. Dentofobiklerin onda birinden fazlası, depresyondan, tedavi edilmeyen çürük dişlerden kaynaklamam sürekli ağrıların sonucu olan durumlardan mustarip. Bazıları düzenli olarak ağrı kesici alıyor, dolayısıyla bağımlılık ve ilaç yan etkileri riskini alıyor.

Sağlık tehlikesi başka bir yönden de geliyor. En başta, diş eti iltihabı beyinde kan dolaşımı bozuklukları, ateroskleroz ve koroner damar hastalıkları riskini yükseltiyor. Fakat bu hastalıkların nasıl bir bağlantısının olduğu, örneğin atardamar plak oluşumu meydana getiren periyodontoz bir mikrobun olup olmadığı açık değil.

Dentofobinin kaynağı kısmen karanlıkta çünkü araştırılması zor. İlgili araştırmalar, ağırlıklı olarak hastaların retrospektif, öznel verilerini temel alıyor. Fobi her yaştan insanda ortalama 12 yıldır ortaya çıkıyor ve tedavi edilmezse genelde kronikleşiyor.

Geçmiş

Geçmişte aşırı ağrılı tedavi

Katılımcıların %35’i enjeksiyon kaplama korkusunu fobilerinin bir nedeni olarak gösterdi. Ama dentofobiklerin çok daha büyük bir bölümü başka bir sebep dile getirdi: %70 ila 80’i fobiyi geçmişteki aşırı ağrılı bir tedaviye kadar götürdü.

Hafızada böyle bir olay, korkuyu bilinçli ya da bilinçsiz olarak meşru kılmak için çok daha acıklı şekilde ortaya çıkabilir. Ama basit bir öğrenme süreci bir fobinin tek bir hatıradan çıkmasını açıklar. Böylece klasik koşullanma yoluyla nötr dürtüler, örneğin diş ameliyatı görmek veya dezenfeksiyon maddelerinin kokusunu almak, ve nötr, “koşullanmış” içgüdülerde bir reaksiyona yol açan ağrılı bir deneyim arasında bağlantı kurulur. Bu korkuların tekrar kaybolmaması, işleyen koşullanma ilkesiyle açıklanır: Sonraki diş tedavilerinden kaçınmak, korkuyu devam ettirir çünkü hastalar bu şekilde hiç olumlu deneyim yaşayamazlar. Aksine, diş hekimine gitme zamanını reddederse korkularının dineceğini öğrenir.

Aile

Diş aletlerinden korku ailede yatıyor

Anneyle baba tarafından kötü örnekler de sıklıkla önemli bir rol oynuyor. Her on dentofobikten biri, annelerinin veya babalarının diş hekimi randevularından korktuğunu belirtti. Bazı araştırmacılar 2010 yılında, dentofobiklerin çocuklarının bahsedilen korkuyu diğer çocuklara kıyasla daha fazla yaşadığına dair 43 çalışmanın gözden geçirilmesini sonuçlandırdılar. Bunun ardındaki mekanizmayı psikologlar örnek alma olarak adlandırıyor: Küçükler anne ve babalarının davranışlarını gözlemleyip bilinçsiz olarak örnek alıyorlar. Böylelikle, fobik bir anne tarafından diş hekimi randevusuna hazırlanan bir çocuk, ağrılara karşı, diş hekimi randevusu konusunda kaygısız davranan anneye sahip bir çocuğa kıyasla daha hassas tepki verebilir.

Hastaların küçük bir kısmı, travmatik bir olay veya aşırı kaygılı anne baba olmamasına rağmen kendilerini bildi bileli korktuklarını belirtti. Burada, psikolojik rahatsızlıklarla sıklıkla yakından ilişkili olan korkuların altında muhtemelen başka nedenler yatıyor.

Yüzleşme

Korkuya neden olan durumla yüzleşme

Ne var ki, çoğu dentofobik için şu geçerlidir: Korkularını bir zamanlar öğrenmiş oldukları gibi, bunları bırakabilirler de. Terapinin amacı, bir yandan hastanın tedavi koltuğuna oturabilmesi için kaygılarından tamamen kurtulması, diğer yandan genel olarak diş hekimine gitmesi.

Bir çalışma grubu, Belçika’da bir üniversitenin diş kliniğiyle işbirliği yaparak farklı terapi yöntemlerini denedi. Bilişsel davranış terapisinin burada özellikle etkili olduğu kanıtlandı. Bu terapi, üç yöntemin sırasını izledi: Kaygı yaratan durumla yüzleşme, klasik davranış terapisinin özünü oluşturuyordu ve birçok vakada kanıtlanmıştı. Aşamalı süreçlerde terapist ve hasta birlikte önce bir “korku hiyerarşisi”, yani korkutucu durumların sıralamasını çıkarırlar, burada hasta adım adım önce bir mizansen canlandırılır, ardından gerçek duruma geçilir. Bu, esas tedaviye kadar, bir telefon rehberinden diş hekimi numarası araştırmak, bir randevu ayarlamak, muayenehaneye gitmek anlamına gelir. Hastalar önce her durum için korkularını değerlendirir ve hiç panik baş göstermeyene kadar kontrol altında tutar.

Terapist burada çok hızlı ilerlememeli, çok yavaş da davranmamalıdır. Yüzleşmenin tarzı çeşitli şekillerde görülebilir: Genelde terapist hastayı söz konusu durumu, mümkün olduğunca gerçekçi ve somut biçimde canlandırmaya yönlendirir. Ama dentofobikler, korku gerileyene kadar aletlerin resimlerini ve tedavi videolarını izleyebilir.

Başka bir yöntem olarak stres kontrolü eğitimi de başarı sağlıyor: Hastanın korku ve stresini hafifletecek stratejilerle birleştirilmelidir, örneğin aşamalı kas gevşetme. Burada hasta, fobisine eşlik eden kas gerginliği ve hızlı nefes alma gibi bedensel reaksiyonlara karşı koymayı ve hızla rahat bir konuma geçmeyi öğrenir.  Ek olarak, hastalar “Buna katlanamayacağım” gibi korkularını şöyle yapıcı düşüncelerle değiştirir: “Bu tedavi de hallolur.”

Yaklaşımlar

Diş tedavilerine dair mantıksız yaklaşımlar

“Bilişsel yeniden yapılandırmada, hasta önce, diş tedavisi konusuna dair mantıksız fikirlerini ve abartılı, “işlevsiz” düşüncelerinin bilincine varmalı. Sonra sorgulamayı öğrenmeli: “… ne kadar sıklıkla ortaya çıkıyor?” Fakat bu yöntemlerin etkileri bir yüzleşmeyle birlikte ölçülebilir.

Bilişsel davranış terapisinin (bahsedilen üç sürecin birleşimi) yanında, yaygın olarak kullanılan başka yöntemler de vardır.  O yüzden birçok diş hekimi tedaviden önce hipnoz önerir veya ses CD’leriyle hastaya huzur ve rahatlama sağlamaya çalışır. Hpinoz uzmanı, önceden kabul edilebilir olarak tanımlanmış, binicilik veya güneşlenme gibi bir etkinliğe odaklanmak için hastayı bir örneğe yönlendirir.

Yöntemler

Narkoz, hipnoz, psikoterapi, hangisi en iyisi?

Bahsedilen çalışmada, dört yöntemi 130’dan fazla dentofobik üzerinde denendi. Seçenekler arasında genel anestezi, bilişsel davranış terapisinin kısa bir türü ve de iki tür hipnoz var: ses CD’si yoluyla ve hastanın bir doktor tarafından tedavi öncesi transa geçirildiği kişiselleştirilmiş bir tür.

İki hipnoz türü de, ikinci diş hekimi randevusunda görüldüğü üzere, bu tedavilerde karar kılan hastaların yarısından biraz azında korkuyu azalttı. Bunun aksine, bilişsel davranış terapisi veya genel anestezi seçen deneklerin yaklaşık  %70’i ikinci tedavi için geri geliyor. Ama genel anestezide korku azalmıyor, hastalar fobik olarak kalıyor. Buna karşın, davranış terapisinin daha iki seansından sonra deneklerin yalnızca %35’i dentofobi ölçütlerini karşılıyordu.

Her şekilde diş hekimine gitmekten kaçan biri, ek olarak sakinleştirici alabilir. Kısa vadede etkili benzodiyazepin ve benzerleri yardımcı olabilir. Ne var ki, ilaçlar tek başına yeterli olmaz. 2000 yılında yapılan bir çalışmada, kısa süre önceden alınan sakinleştiricilerin etkisi bilişsel davranış terapisinin uzun süreli seansları karşılaştırıldı. Diş tedavisi sırasında psikolojik veya tıbbi tedavi görmüş hastalar tedavi görmemiş kontrol grubuna nazaran daha az korku yaşadılar.

Ama tıbbi tedavi gören hastalarda daha sonra yaygın olarak nüksetmelere rastlanırken psikolojik tedavi gören hastalarda çok daha az korku oluştu. Hastalardan yaklaşık %70’i iki ay sonraki takip muayenesine gitti, sakinleştirici alanlardaysa bu oran 5’te 1’di.

Başarı

İlk seanstan sonra başarı

2002 yılında Norveçli ve Belçikalı psikologların gösterdiği üzere, Tek bir terapi seansı dentofobiklerin sakinleşmesini sağlamak için yeterli olabilir. Başka bir çalışma ekibine göre de beş seans uzun vadede tek seanstan daha fazla gerekli değil. Denekler öncesinde ortalama 11 yıl diş hekimine gitmemiş olmalarına rağmen, 4 hastadan 3’ü kararlaştırılan takip muayenesine 1 yıl sonra gittiler.

Davranış terapisi ve ilaç kombinasyonunun görünüşe göre başka yararı yok, uzun vadede başarıya zarar verip vermediği hala tartışmalı. 2007 yılında Washington ve Stanford üniversitelerinden psikologlar, bunların hastanın tedavi sırasında sakinleşip sakinleşmediğinde rol oynamadığını belirtti. İki durumda da bir yıl içinde hastaların yaklaşık %70’i diş hekimine gitti. Diş aletleri korkusunu yenmek isteyen biri, bir terapistin yardımını da almalı.

Kaynak:  spiegel.de

Çeviren: Tuğçe Ayteş

Dr. Dt. Ali Osman Emiroğlu

hocam dişlerde sarılık ve azı dişlerde dişin kenarında sarı kaplama olmuş birde küçük siyah noktalar oluyor bunun tedavisi nasıl our geçermi devlet h... devamı