Nedir

Nedir?

Birçoğumuz tat alma duyusunu kanıksamışızdır; ama tat alma bozukluğu, bir kimsenin sağlığı ve yaşam kalitesi üzerinde olumsuz bir etkiye neden olabilir. Eğer tat alma duyunuzla ilgili bir sorun yaşıyorsanız, yalnız değilsiniz. Her yıl 200.000’den fazla kişi, tat ve koku duyuları (kimyasal duyular) ile ilgili sorunlar nedeniyle doktora gitmektedir.

Tat ve koku duyuları çok yakından ilişkilidir. Tat alma duyusunu kaybettiğini düşündüğü için doktora giden bazı kişiler, koku almayla ilgili bir bozukluğu olduğunu öğrendiği için şaşırır.

Tat alma duyumuz nasıl işler?

Çiğneme, içme ya da yediklerimizi sindirme yoluyla salınan küçük moleküller, ağızda ve boğazdaki özel duyusal hücreleri harekete geçirdiği zaman tat alma yeteneğimiz oluşur. Bu tat hücreleri, dil ve damaktaki tat alıcılarının içinde ve boğazın yüzeyi boyunca kümelenmiştir. Dilinizin ucundaki küçük tümseklerin birçoğu tat alıcıları içerir. Bir kişi, doğumda, yaklaşık 10.000 tat alıcısına sahiptir; ama 50 yaşından sonra bunları kaybetmeye başlayabilir.

Tat alma hücreleri harekete geçtiğinde, üç özelleşmiş tat siniri aracılığıyla beyne mesajlar gönderir ve beyinde, özel tatlar tanımlanır. Her tat hücresi bir reseptör ifade eder ve bu, en az beş temel tat duyusundan (tatlı, ekşi, acı, tuzlu ve umami) birine tepki verir. Umami (tadı güzel anlamına gelir) tavuk suyu, et ekstreleri ve bazı peynirlerde bulunan glutamattan aldığımız tattır. Farklı tatlara tepki veren tat hücrelerinin dilin ayrı bölgelerinde bulunduğu fikri sıkça rastlanan yanlış bir düşüncedir. İnsanlarda, farklı türlerdeki tat hücreleri dilin her tarafına dağılmıştır.

Tat kalitesi, belli bir yiyeceği nasıl deneyimlediğimizin sadece bir yönüdür. Bir başka kimyasal duyusal mekanizma olan genel kimyasal duyu, özellikle gözlerin, burnun, ağzın ve boğazın ıslak yüzeylerinde bulunan binlerce sinir ucunu içerir. Bu sinir uçları, nanenin ferahlığı ve kırmızı biberin yakıcılığı gibi duyumlara neden olur. Diğer özelleşmiş hücreler, sıcak, soğuk ve doku duyumlarını meydana getirir. Bir şey yediğimiz zaman, beş tat özelliğinden gelen duyumlar, genel kimyasal duyudan gelen duyumlar ve sıcak, soğuk ve doku duyumları yiyeceğin aromasıyla birleşerek bir lezzet algısı oluşturur. Bir armut ya da bir elma yediğimizi bilmemizi sağlayan şey lezzettir.

Tat alma bozukluğuna sahip olduğunu düşünen birçok kişide, aslında koku almayla ilgili bir sorun vardır. Çiğnediğimiz zaman, damakla burnu birleştiren özel bir kanal aracılığıyla koku duyumuzu harekete geçiren aromalar salınır. Eğer bu kanal tıkanırsa (örneğin, burnumuzun nezle ya da grip nedeniyle tıkalı olması gibi) kokular burundaki duyu hücrelerine (bunlar kokularla harekete geçer) ulaşamaz. Sonuç olarak, lezzet alma zevkimizin büyük bir kısmı kaybolur. Koku olmadan, yiyecekler yavan ve tatsız gelir.

Tat alma bozuklukları nelerdir?

En sık görülen tat alma bozukluğu, hayali tat algısıdır; yani ağızda hiç bir şey olmasa da geçmek bilmeyen ve genellikle hoş olmayan bir tadın varlığıdır. Ayrıca tatlı, ekşi, acı, tuzlu ve umami tadını alma yeteneğinde bir azalma da olabilir, bu duruma hipoguzi denir. Bazı insanlar hiçbir tadı algılayamaz; buna aguzi denir. Ama gerçek tat kaybı nadirdir. Çoğunlukla insanlar, tat kaybından ziyade koku kaybı yaşarlar.

Kimyasal duyularla ilgili diğer bozukluklarda, bir koku, tat ya da lezzet bozulmuş olabilir. Disguzi, ağızda sürekli kötü kokulu, tuzlu, ekşi ya da metalik bir tadın olduğu bir durumdur. Disguziye bazen, kişinin ağzında ağrı ve yanmanın olduğu ağız yanması sendromu eşlik eder. Bu sendrom herkesi etkileyebilir, ancak orta yaştaki ve daha yaşlı kadınlarda daha sık görülür.

Hipoguzi: Hipoguzi, kişinin tat alma duyusu azaldığı zaman görülür. Kişi, tatlı, ekşi, tuzlu ya da acı tatları tanımlayamadığı zaman tat kaybı görülür.

Disguzi: Bazı kişilerin ağızlarında genellikle hoş olmayan sürekli bir tat olur, bu duruma disguzi denir.

Lezzet kaybı: Hem tat hem de koku almayla ilgili bozukluklar yaşayan kişilerde lezzet duyusunda azalma olabilir. Lezzet tat (tatlı, ekşi, tuzlu ve acı) ve kokunun yanı sıra doku, renk ve sıcaklığın birleşimidir. Aslında, koku, lezzet duyularının yaklaşık %75’ine katkıda bulunur.

Sebepler

Sebepler

Bazı kişiler tat alma bozukluklarıyla doğar, ama birçok kişide bu durum bir yaralanma ya da hastalıktan sonra gelişir. Tat alma sorunlarının sebepleri şunlardır:

  • Üst solunum yolları ve orta kulak enfeksiyonları
  • Baş ve boyun kanserleri için radyasyon terapisi
  • Böcek ilaçları gibi bazı kimyasallara maruz kalmak ve antibiyotikler ve antihistaminler gibi bazı ilaçları kullanmak
  • Kafa yaralanması
  • Kulak, burun ve boğazda yapılan bazı ameliyatlar (örneğin, azı dişi ve 20 yaş dişinin çekilmesi ve ortakulak ameliyatı)
  • Kötü ağız hijyeni ve dişle ilgili sorunlar

Testler

Testler

Hem tat hem de koku alma bozuklukları bir otolaringolojist (kulak-burun-boğaz uzmanı) tarafından teşhis edilir. Otolaringolojist, kişinin, algılayıp tanıyabileceği bir tadın en düşük konsantrasyonunu ölçerek tat alma bozukluğunun derecesini saptayabilir. Ayrıca farklı maddelerin tatlarını karşılaştırmanız ya da bir maddenin konsantrasyonu arttığında bir tadın yoğunluğunun ne kadar arttığını belirtmeniz istenebilir.

Bilim insanları, hastanın farklı kimyasal konsantrasyonlara tepki verdiği tat testini geliştirmişlerdir. Bu, basit bir “yudumla, tükür ve çalkala” testini içerebilir ya da kimyasallar doğrudan dilin belli bölgelerine uygulanabilir.

Tat kaybının doğru bir şekilde değerlendirilmesi, kulak, burun ve boğazın fiziksel bir muayenesini, diş muayenesi ve ağız hijyeninin değerlendirilmesini, kişinin sağlık geçmişinin gözden geçirilmesini ve bir sağlık uzmanı tarafından yapılacak bir tat testini içerecektir.

Tat alma bozukluğu ciddi bir bozukluk mudur?

Tat alma bozuklukları, birçoğumuzun kanıksadığı bir erken uyarı sistemini zayıflatabilir ya da ortadan kaldırabilir. Tat, bozulmuş yiyecekleri ya da içecekleri algılamamıza ve bazı kişilerin, alerjik oldukları maddelerin varlığını belirlemesine yardımcı olur.

Tat kaybı, ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Bozulmuş bir tat duyusu, kalp hastalığı, diyabet, inme ve özel bir beslenmeye bağlı kalmayı gerektiren diğer hastalıklar için bir risk faktörü olabilir. Tat duyusu bozulduğunda, kişi, yeme alışkanlıklarını değiştirebilir. Bazı kişiler çok az yiyebilir ve kilo kaybedebilir; bazılarıysa çok fazla yiyerek kilo alabilir.

Tat kaybı, yemeğimizin daha lezzetli olması için çok fazla şeker ya da tuz tüketmemize yol açabilir. Bu, diyabet ya da yüksek tansiyon gibi bazı sağlık sorunları olan kişiler için bir sorun olabilir. Ciddi vakalarda, tat kaybı depresyona yol açabilir.

Tat ve koku kaybı, ayrıca, Parkinson ya da Alzheimer hastalığı gibi sinir sisteminin bazı dejeneratif hastalıklarının bir işareti olabilir. Eğer tat alma bozukluğunuz varsa, doktorunuza başvurun.

Tedavi

Tedavi

Tat alma bozukluklarının birçok türü tedavi edilebilir. Tedavi edilemeyen vakalar için, hastaların sorunlarına uyum sağlamalarına yardım etmek için rehberlik hizmeti mevcuttur.

Bir otolaringolog tarafından teşhis konması, sorununuzun altta yatan sebebinin tanımlanması ve tedavi edilmesi açısından önemlidir. Eğer sebep belli bir ilaçsa, ilacınızı kesmek ya da değiştirmek sorunu ortadan kaldırmaya yardımcı olabilir (Ancak, doktorunuz tarafından söylenmediği sürece ilaçlarınızı bırakmayın.) Bazı kişiler, özellikle solunum yolu enfeksiyonları ya da alerjileri olanlar, bu hastalıklar geçtiğinde tat duyularına yeniden kavuşurlar. Genellikle, genel bir tıbbi sorunun çözümü de tat kaybı sorununu çözebilir. Bazen, kişinin tat duyusu kendiliğinden düzelebilir. Uygun ağız hijyeni, iyi işleyen bir tat duyusuna yeniden kavuşmak ve bunu korumak için önemlidir.

Eğer tat duyunuzun bir kısmını ya da tamamını kaybederseniz, yemeklerinizi daha lezzetli hale getirmek yapabileceğiniz şeyler vardır:

  • Çeşitli renkler ve dokular içeren yemekler hazırlayın.
  • Daha fazla lezzet katmak için aromatik otlar ve acı baharatlar kullanın; fakat yemeklere daha fazla şeker ya da tuz eklemekten kaçının.
  • Eğer diyetiniz izin veriyorsa, sebzelerin üzerine küçük miktarlarda peynir, jambon, tereyağı, zeytinyağı ya da kuruyemiş ekleyin.
  • Güveçte olduğu gibi yemekleri kombine etmekten kaçının; bu, ayrı lezzetleri gizleyebilir ve tadın etkisini azaltır.

Op. Dr. Aytuğ ALTUNDAĞ

Sayın Hocam, ben Ankara'da yaşıyorum. Yaklaşık 20 gün önce 3 adet alt çene sağ arka azı dişlerime dolgu yaptırdım. Diş dolgusuna başlamadan Diş H... devamı