Ulusoy, yaptığı yazılı açıklamada, kalbin oksijen gereksinimini, gelen koroner akım miktarının karşılayamaması durumunda kalp kası beslenme bozukluğu olan iskeminin ortaya çıktığını belirterek, iskeminin en sık belirtilerinden birinin sessiz göğüs ağrısı olduğunu ve çoğunlukla erken tanı konulamadığı için tedavisinin de geciktiğini kaydetti.

Yapılan çalışmalarda erişkin orta yaşlı hastalarda belirti vermeyen koroner arter hastalığı görülme sıklığının yüzde 3-4 olarak saptandığını ifade eden Ulusoy, kalbin koroner kan dolaşımının belli bir bölgede yetersiz kalması sonucu, o bölgedeki kalp kası dokusunun ölmesi sonrasında hastalarda yüzde 20-40 oranında sessiz iskemi saptandığını anlattı.

Özellikle kalp nakillerinde tüm sinirsel yollar kesildiği için daha sonraki dönemde gelişen koroner bozukluklarında sessiz iskemi geliştiğine işaret eden Ulusoy, sessiz iskemili hastalarda da diğer koroner problemi olan vakalardaki gibi benzer teşhis ve tedavi prensipleri kullanıldığını aktardı.
Ulusoy, ''Halsizlik, terleme, kusma ve nefes alma güçlüğü gibi belirtiler, sessiz göğüs ağrısı ile gelen bir iskemi atağına yani kalp kası beslenme bozukluğuna işaret edebilir. Ani ölüm riskini de beraberinde getirebilen sessiz iskemi, diyabet hastaları ve yaşlılarda daha sık görülmektedir'' ifadelerini kullandı.

Sessiz göğüs ağrısı riski taşıyan grupları şeker hastaları, yaşlı hastalar, kalp nakli yapılan hastalar ve zeka geriliği problemi olan hastalar şeklinde sıralayan Ulusoy, tedavi yöntemini ise ''Sessiz iskemi saptanan hastalarda, hastalığın derecesine göre ilaç, girişimsel (balon, stent) veya cerrahi yaklaşımlar tedavi açısından değerlendirilmelidir'' şeklinde açıkladı.