Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Gültekin Süleymanlar, kronik böbrek hastalığında erken teşhisi etkili tedavi olarak gördüklerini belirterek, ''Yüksek risk grubundaki bireyler yılda bir defa idrar analizi ve kreatin ölçümü yaptırmalı. Bunun maliyeti de 10 lirayı geçmiyor'' dedi.

Süleymanlar, her yıl Mart ayının ikinci perşembe günü düzenlenen ''Dünya Börek Günü'' dolayısıyla gerçekleştirilen basın toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'de 60 bin diyaliz, 10 bin de böbrek nakil hastası olmak üzere toplam 70 bine yakın hasta bulunduğunu söyledi.

Bu hastaların tedavisinin ciddi ekonomik gider oluşturduğuna işaret eden Süleymanlar, ''Ülkemizde geçen yıl diyaliz hastaları için harcanan tutar 1,5 milyar dolar. Bu toplam sağlık bütçesinin yaklaşık yüzde 5'ini oluşturuyor. Bunun çözümünü bulmak zorundayız'' dedi.

Kronik böbrek hastalığının erken saptandığında önlenebildiğini ve ilerlemesinin geciktirilebildiğini belirten Süleymanlar, ''Kronik böbrek hastalığının erken tespiti çok önemli. Böbrek yetmezliği farkına varılmadan ilerleyen bir hastalık. Yaptığımız bir çalışmaya göre, hastalık son aşamaya gelinceye kadarki farkındalık oranı sadece yüzde 2... O nedenle biz erken teşhisi etkili tedavi olarak görüyoruz. Yüksek risk gruplarından başlayan sağlık taramalarıyla konuyu ele almamız gerekiyor. Yüksek risk grubundaki bireyler yılda bir defa idrar analizi ve kreatin ölçümü yaptırmalı. Bunun maliyeti 10 lirayı geçmiyor'' diye konuştu.

Süleymanlar, böbrek hastalığının son aşamasında ise en ideal tedavinin böbrek nakli olduğunu, ancak bu konuda Türkiye'nin hala istenilen seviyede bulunmadığını kaydetti.

Gültekin Süleymanlar, ''Geçen yıl Türkiye'de böbrek nakli sayısı 2 bin 814'e ulaştı. Sayısal olarak son 5 senede ciddi gelişme olduğunu görüyoruz. Ancak kadavradan böbrek nakli sayısı yeterli değil. Ülkemizde son yılda sadece 521 vakaya kadavradan böbrek nakli yapılmış. Sayısal olarak daha hedefe ulaşamadık. Kadavra nakilleri üzerinden bu sayıyı artırmamız gerekiyor'' dedi.

En yüksek risk grub

Türk Nefroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Kenan Ateş de dernek olarak bu yılki Dünya Böbrek Günü'nde ana temayı ''Organ Bağışlayan Hayat Kurtarır'' olarak belirlediklerini, dernek olarak insanları kronik böbrek hastalığı konusunda bilgilendirmek için çeşitli etkinlikler düzenlediklerini anlattı.

Kronik böbrek hastalığı için en yüksek risk grubunu şeker hastalığı, tansiyon hastalığı, kalp-damar hastalığı, ailede böbrek hastalığı varlığı ve ileri yaşın oluşturduğunu ifade eden Ateş, diğer risk faktörleri arasında obezite, sigara, böbrek taşı, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları, sık ağrı kesici ilaç kullanımı ve bağ dokusu hastalıklarının sayılabileceğini söyledi.

Ateş, ''Türkiye'de erişkinlerin yüzde 33'ünde yüksek tansiyon, yüzde 13'ünde şeker hastalığı, yüzde 32'sinde obezite, yüzde 35'inde aktif sigara içiciliği bulunmaktadır. Kronik böbrek hastalığının en önemli nedeni şeker hastalığıdır. Ülkemizde kronik böbrek hastalığı için ciddi risk taşıyan 6 milyonu aşkın şeker hastası bulunmakta. Bunun yaklaşık yarısı da hastalığın farkında değil'' dedi.

Kronik böbrek hastalığının sinsi seyreden bir hastalık olduğunu ifade eden Ateş, hastalığın belirtileri olarak tansiyon yüksekliği, idrar yaparken yanma, idrarda köpürme, göz kapakları çevresinde şişlik, halsizlik, uyku bozukluğu, susama hissinde artma, cilt renginde değişikliği olarak sıraladı.

''Tuz tüketimi azaltılmalı''

Türk Nefroloji Derneği Saymanı Prof. Dr. Aydın Türkmen de kronik böbrek hastalığında diyaliz tedavisine başlayan hastaların 5 yıl içinde yaklaşık yarısının kaybedildiğini belirterek, böbrek nakli yaparak bunun önüne geçilebileceğini vurguladı.

Türkiye'de kadavradan böbrek naklinin az olduğuna işaret eden Türkmen, ''ABD'de milyon nüfus başına senede 40 kadar kadavra çıkarabiliyorlar. Türkiye'de bu oran milyon başına 2-3'ü geçmiyor. Ülkemizde böbrek nakillerinin yüzde 80'den fazlası canlı vericiden yapılmaktadır, kadavradan böbrek nakli sayısı yeterli değil. Aslında beyin ölümünün çok fazla çıkabileceği bir ülkede yaşıyoruz'' dedi.

Türk Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu üyesi Prof. Dr. Bülent Altun da Türkiye'de kronik böbrek hastalığını tetikleyen risk faktörlerinin başında şeker ve yüksek tansiyon geldiğine işaret ederek, Türkiye'de oldukça yüksek düzeyde olan tuz tüketiminin azaltılmasının önemine değindi.

Verilen bilgiye göre, tüm dünyada erişkinlerin yaklaşık yüzde 10'unda böbrek hastalığı bulunduğu tahmin ediliyor. Türk Nefroloji Derneği tarafından yapılan çalışmada, Türkiye'de erişkinlerin yüzde 15,7'sinde çeşitli evrelerde kronik böbrek hastalığının varlığını gösterdiği ve bu hesapla Türkiye'de 7,5 milyona yakın kronik böbrek hastası bulunduğuna dikkat çekiliyor.
İLGİLİ MAKALE

Limonatadan Gelen Şifa

Op. Dr. Aytan KAR

doktor bey benim sağ böbreğime up darlık teşhisi kondu ve sağ böbrekte 3 tane taş var ve grade 2 şişme var dendi bu durumda benim ne yapmam gerekiyor... devamı