Yeni bir araştırmaya göre olumlu bir tavır içinde olan kalp hastaları, olumsuz bir tavra sahip olanlara göre daha uzun yaşıyor. Bir Danimarka hastanesinde yapılan araştırmada koroner arter hastalığı yaşayan 600 kişiyle anketler düzenlendi. Devam araştırması ise 5 sene sonra yapıldı.

Çalışmaya göre en olumlu tavır içinde olanlarda ölüm oranı en kötü tavra sahip olanlara göre %42 daha az çıktı. Pozitif yaklaşıma sahip kişilerde ölüm oranı % 10 iken negatif olanlarda bu oran %16.5 olarak görüldü. Kalp sorunları sebebiyle hastaneye kaldırılma oranlarında da pozitif ruh hali ve egzersiz düşüş sağlamakta. 

İki grup da egzersiz yaptığında hastalığa olumlu yaklaşan ve olumsuz yaklaşan gruplar arasındaki ölüm oranı farkı azalıyor. Ancak bu egzersizin türü veya sıklığı konusunda kesin bir bilgi verilmedi. 

Fzt. Osteopat İbrahim MAYDA

Mrb hocam yeğenim duchenne muskuler distribütör hastası ankarada haluk Topaloğlu hocamız 4yasına kadar tedavi süreci baslanamaz demişti şimdi bi tanıd... devamı

Araştırmacı Susanne Pederse kalp hastalarında hem pozitif tavrın desteklenmesinin hem de hastaların düzenli olarak egzersiz yapmalarının önemine dikkat çekiyor. Egzersizin zaten genel olarak sağlığı iyileştirirken ruh halini de geliştirdiği kanıtlanmış bir gerçek. Egzersiz endorfin salgılanmasını artırarak kişinin daha iyi hissetmesini sağlıyor. Bu etkiyle depresyon hastalarının bile iyileşmesine destek olabiliyor. 

Daha önceki araştırmaların sonuçları incelendiğinde egzersiz yapan insanların depresyon belirtilerinde, rahatlama teknikleri gibi diğer yöntemlere başvuranlara veya tedavi almayanlara oranla  orta derecede daha fazla azalma gözlendiği ortaya çıkıyor. 2007 tarihli bir araştırmaya göre gözetim altında egzersiz yapan insanların %45’inin dört ay sonra artık depresyon kriterlerini sağlamadığı ortaya çıktı. Plasebo tedavisi alan grupta ise bu oran %31 olarak görüldü. 2002 tarihli bir başka araştırmada ise 10 hafta boyunca egzersiz yapan yaşlı kişilerden oluşan bir grubun %55’i depresyon belirtilerinde belirgin azalma sağladı. Bu süre boyunca bilgi amaçlı konuşmalara katılan grupta ise bu oran %33 olarak görüldü.