Kalp cerrahisinin ilk yılları

Koroner arter bypass ameliyatının insandaki ilk uygulaması 1960 yılında başlamıştır. Kalp akciğer makinesi 1956 'lı yıllarda insanda kullanılmaya başlamıştır. Kalp akciğer makinesi (kalp akciğer pompası) ameliyat sırasında insan kanının vücut dışına alınarak, oksijenle yüklenmesi ve sonrasında kanın tekrar vücuda verilmesini sağlayan bir cihazdır. Bu sayede kalbin görevi kalp akciğer pompası tarafından yapılmış olur. Bu da cerrahın kalbi durdurarak, kalple ilgili onarımı yapmasını sağlar. Bu sayede yıllar içinde kalp cerrahisi birçok kalp hastalığının tedavisinin yapılabildiği bir konuma gelmiştir. Aynı şekilde, başlangıçtan bu yana koroner arter bypass ameliyatları gittikçe yaygınlaşmıştır. Önceleri ameliyat olamaz diye düşünülen birçok hasta da kalp cerrahisindeki bu gelişmelerle beraber ameliyat edilebilir duruma gelmiştir ( böbrek hastaları, aşırı kilolu hastalar, kalp kasılması zayıflamış hastalar vb gibi.)

Günümüzde koroner arter cerrahisi

Günümüzde koroner damar hastalıkları gerek balon-stent yöntemleri ile gerekse cerrahi yöntemlerle tedavi edilebilmektedir. Bu iki tedavi şeklinin uygulamada kesiştiği noktalar olsa da, balon-stent uygulamasıyla tedavinin başarılı olamadığı ya da çalışmalarla gösterildiği üzere uzun dönemde cerrahiye kıyasla yeterince iyi sonuçlar veremediği durumlarda koroner arter bypass ameliyatı uygulanması tercih edilen tedavi şeklidir.

Tüm bu gelişmeler, zamanla hem hastalarda hem de tedaviyi uygulayıcı doktorlarda hastalığın daha çabuk tedavi edilmesi, hastanın daha az cerrahi işleme maruz kalması, hastanın günlük hayata daha çabuk dönmesi ve tüm uygulanan tedavi işlemlerinden maddi ve manevi olarak en az etkilenecek şekilde bir süreç yaşanması yolunda beklenti ve anlayış oluşmasına sebep olmuştur.

Koroner arter ameliyatlarında yeni yöntemler

Bu amaçla yeni cerrahi yöntemler geliştirmeye başlayan cerrahlara tıp endüstrisi de destek olmuş ve bu alanda birçok yeni alet ve malzeme üretilmiştir.

Robot cerrahisi - birçok diğer tıp alanlarında kullanılmaktadır - açık kalp ameliyatlarında bu vesileyle kullanılmaya başlanmıştır. Koroner bypass ameliyatlarında da robotik cerrahı uygulamaları yapılmaktadır, ancak robotik koroner bypass cerrahisi halen gelişme aşamasındadır. Robotik cerrahinin günümüzdeki en belirgin dezavantajlarından biri ise maliyetidir.

Koroner arter bypass ameliyatları tarih içindeki seyri sırasında önce çalışan kalpte yapılan ameliyatlarla başlamış, bunu takip eden dönemlerde kalp akciğer pompasının kullanılmasıyla beraber bu ameliyatlar kalp durdurularak ve vücuda oksijenli kan kalp akciğer makinesi tarafından verilerek yapılmaya devam edilmiştir.

Günümüzde bir kez daha çalışan kalpte bypass ameliyatları yapılması tarih akışı içinde yerini almaktadır. Bunun en başlıca sebeplerinden biri gerek hastalarda gerekse uygulayıcı cerrahlarda oluşan, hastanın daha az travmaya maruz kalıcı cerrahi işlem ile tedavisinin yapılma beklentisi ve anlayışının gelişen tıp teknolojisi ile desteklenebilmesidir.

Kalp akciğer makinesi

Doç. Dr. Sadettin KARACAGİL

sağ koroner damar tıkalı (anjio sonucu) aterektomi yöntemiyle açılabilirmi. istanbulda bu işlemi yapan sağlık kuruluşları varsa isimleri bilmek isteri... devamı

Kalp akciğer makinesi bugün birçok kalp ameliyatının yapılabilmesi için kullanılması zorunlu olan vazgeçilmez bir cihazdır.

Bugün gerek cerrahi ve anestezi tekniklerinin gelişmesi, gerekse teknolojik gelişmeler sayesinde kalp akciğer makinesi kullanılmaksızın, çalışan kalpte koroner bypass ameliyatları yapılabilmektedir. Bu hasta açısından daha az cerrahi girişim anlamına gelmektedir.

Bu alanda yapılan birçok çalışma çalışan kalpte yapılan koroner bypass ameliyatlarının kalp akciğer makinesi kullanılarak ve duran kalpte yapılan ameliyatlar kadar başarılı olduğu ve hastanın ameliyat sonrası toparlanma sürecinin daha olumlu etkilendiği yönündedir.

Mevcut teknolojik gelişmeler kalp hastalıklarının tedavisinde hepimizi kalp akciğer makinesinin ötesine taşıyacağını göstermektedir ( yapay kalpler, robotik cerrahi, genetik çalışmalar, girişimsel radyolojik gelişmeler gibi).

Günlük uygulamalarında çalışan kalpte koroner bypass ameliyatlarına geri dönmeye başlayan kalp cerrahları bir süre sonra hastaya uyguladıkları girişimlerde kesi boyutlarını da azaltarak cerrahi girişim miktarını azaltmaya başladılar. Buradaki amaç da hastanın anatomic bütünlüğünün mümkün olduğunca koruyarak, ameliyat sonrası iyileşme sürecini kolaylaştırmaktı.

Günümüzde koroner bypass ameliyatı standart olarak hastanın göğüs duvarının ön yüzünde yapılan uzunca bir kesi ile yapılmaktadır. Kalbin ön yüzünü ve büyük kısmın kanlandıran ön inen koroner damarın bypassını gerektiren (tek veya az sayıda bypass gerektiren hastalık durumlarında ) durumlarda koroner bypass çok daha küçük bir kesi ile yapılabilmektedir.

Bu küçük kesi yöntemlerinden biri koroner bypass ameliyatlarının ilk yıllarında da kullanılan sol göğüs duvarında yapılan küçük bir kesi yoluyla ön inen koroner damarın kanlandırılmasıdır. 

Bir diğer küçük kesi yöntemi ise standart göğüs duvarının ön yüzündeki kesinin yarısı kadar bir kesi ile hem kemiğin tamamı kesilmeden hem de cilt kesisi kısa tutularak ön inen koroner damarın ve ona yakın seyreden damarların kanlandırılmasıdır.

Sonuç olarak, kalp cerrahisi ve koroner bypass ameliyatlarında bu yönde gelişmeler daha az kan kullanımı, daha kısa anestezi uygulaması, kalp akciğer makinesinin kullanılmasının sakıncalı olduğu hastalarda ameliyat yapılabilmesi, ameliyat sonrası daha erken normal hayata dönebilmek gibi avantajları içermektedir.