Kimsenin ağrıdan hoşlanmadığı açıktır. Yine de ağrının, vücudun en önemli iletişim aracı olduğunu unutmamak gerekir. Örneğin, elinizi sıcak bir ocağın üzerine koyup da bir şey hissetmezseniz, neler olabileceğini bir düşünün. Ağrı, vücudunuzun size bir yerlerde bir şeylerin ters gittiğini ve orayla ilgilenilmesi gerektiğini anlatmasının bir aracıdır.

Ne var ki ağrı, ister arı sokmasından ister vücuttaki bir kırık veya hastalıktan kaynaklansın, kişiye hoş olmayan duygular yaşatır. Birçok farklı nedenden kaynaklanan ağrıya verilen tepki de, kişiden kişiye farklılık gösterir. Birinin fazla önemsemeyip geçiştirdiği bir ağrı, diğeri için dayanılmaz şiddette olabilir.

Ağrıyı duyumsama, kişiden kişiye bu denli değişiklik gösterse de, ağrı türlerini sınıflandırmak mümkündür. Aşağıda, ağrı türleri ve bir ağrıyı diğerinden farklı kılan özellikler sıralanmıştır:

Akut Ve Kronik Ağrı

Ağrıyı sınıflandırmanın çeşitli yolları vardır. Bunlardan biri de akut ve kronik ağrıyı birbirinden ayırt etmektir. Akut ağrı, birdenbire ortaya çıkar ve kısa sürelidir. Genellikle kemik, kas veya organlar gibi dokuların hasar görmesiyle oluşur. Başlangıç aşamasında, kaygı ve duygusal huzursuzluk ağrıya eşlik eder.

Kronik ağrysa, akut ağrıya göre daha uzun sürelidir ve ilaç tedavisine pek yanıt vermez. Genellikle osteoartrit (kireçlenme) gibi hastalıklarla bağlantılıdır. Fibromiyalji gibi bazı hastalıklardaysa, hastalığı belirleyen temel özelliklerden biridir. Kronik ağrı bir doku hasarından da kaynaklanabilir, ama çoğunlukla sinirlerdeki tahribatla ilişkilendirilir.

Akut ve kronik ağrının her ikisi de kişiyi güçten düşürür, kişinin ruh halinden etkilenir ve de kişinin ruh halini olumsuz etkiler. Ama kronik ağrının yapısı, yani sürekli olması ve bazı vakalarda hiç dinmemesi ağrıyı yaşayan kişiyi, depresyon ve kaygı gibi, ağrının psikolojik sonuçlarına daha eğilimli yapar. Yanı sıra, bu psikolojik huzursuzluk da ağrıyı artırabilir.

Ağrı kesicilerle tedavi edilen kronik ağrı hastalarının yüzde 70’i, kaçak ağrı diye bilinen ataklar yaşar. Kaçak ağrı, düzenli olarak ağrı kesici kullanılmasına rağmen, ağrının aralıklarla şiddetlendiği durumlardır. Bazen anlık veya yatakta bir taraftan diğerine dönmek gibi önemsiz bir durumla tetiklenebilir. Bazen de, ağrı kesicinin etkisini erken yitirdiği durumlarda ortaya çıkar.

Ağrının Diğer Sebeplerle Sınıflandırılması

Ağrı, çoğunlukla kaynaklandığı hasara göre sınıflandırılır. Doku hasarıyla oluşan nosiseptif ağrıyla sinir hasarıyla oluşan nöropatik ağrı, iki temel ağrı kategorisidir. Üçüncü kategorideyse psikojenik ağrı yer alır. Psikojenik ağrıda ya ağrının fiziki bir nedeni olmaz ya da var olan fiziksel nedenle ağrının şiddeti örtüşmez. Ağrı korku, depresyon, stres veya kaygı gibi sebeplerle daha da şiddetlenebilir ya da uzayabilir. Bazı durumlardaysa doğrudan psikolojik bir rahatsızlıktan kaynaklanabilir.

Ağrı, vücutta etkilenen doku veya bölgeye göre de sınıflandırılır. Örneğin, kas, eklem, boyun veya sırt ağrısı, bu kategoride yer alan ağrılardır.

Bazı ağrı türlerinden sendrom olarak söz edilir. Örneğin miyofasiyal ağrı sendromu, kaslardaki tetik noktalarda aşırı hassasiyetle kendini gösteren ağrıdır. Fibromiyaljiyse bir diğer örnektir.

Doku Hasarından Oluşan Ağrılar

Ağrıların çoğu, dokulardaki hasar sonucu oluşur. Dokuların bir yaralanmaya maruz kalması, ağrıya yol açar. Hasar kemik, yumuşak doku ya da organlarda meydana gelebilir. Kanser gibi ağır bir hastalık ya da kesik, kırık gibi fiziksel bir yaralanma da doku hasarına neden olabilir.

Prof. Dr. Cengiz Bahadır

mr sonucu gönderip ne tür rahatsızlığım olduğunu söylrmisiniz?... devamı

Böyle durumlarda ağrı, sızlama, bıçak gibi keskin bir acı veya zonklama hissedebilirsiniz. Ağrı, gelip gidebilir veya sürekli hissedilebilir. Hareket ettiğinizde veya kahkaha attığınızda şiddetlenebilir. Bazen ağrı, derin nefes alma sırasında da artabilir.

Doku hasarından kaynaklanan ağrı akut olabilir. Örneğin, ayak bileği burkulmaları veya ayak başparmağı incinmesi gibi sporla ilgili yaralanmalar, genellikle yumuşak dokunun zarar görmesi sonucu oluşur. Bu tür ağrılar, artrit veya baş ağrılarında olduğu gibi, bazen kronik de olabilir. Kanserde kullanılan radyasyon tedavisi gibi bazı tıbbi tedaviler de doku hasarına yol açarak ağrıya kaynaklık edebilir.

Sinir Hasarından Oluşan Ağrılar

Sinirler, ağrı sinyalleri de dahil olmak üzere, birçok sinyali vücuttan beyne ve oradan da tekrar vücuda ileten elektrik kabloları gibi iş görür. Sinirlerde oluşan bir tahribat, bu sinyallerin ulaştırılmasında aksamalar yaratarak, beyne anormal ağrı sinyallerinin gitmesine neden olabilir. Sözgelimi, vücudunuzun bir bölgesi hiçbir biçimde ısıya maruz kalmadığı halde, o bölgede yanma hissedebilirsiniz.

Sinirler, diyabet gibi hastalıklardan, dıştan gelen bir darbe yüzünden, bazı kemoterapi ilaçlarının kullanımından dolayı hasar görebilir. Felç ve AIDS de sinir hasarına yol açan hastalıklar arasındadır. Sinir hasarının yol açtığı ağrı, omurilik ve beyni de içine alan merkezi sinir sistemindeki bir tahribattan da kaynaklanabilir. Vücudun geri kalan kısmından merkezi sinir sistemine sinyal gönderen çevresel sinir sistemindeki sinirlerin tahrip olması da, bu tür bir ağrının nedenleri arasındadır.

Nöropatik ağrı da denilen sinir hasarı ağrıları, genellikle yanma veya batma hissiyle tanımlanır. Bazı hastalar bu tür ağrılarını elektrik şokuna benzetirken, bazıları da iğnelenme hissi veya bıçak gibi keskin bir acı duyduklarını söyler. Sinir hasarından mustarip kimi hastaların ağrısı, ısı değişikliği ve dokunmaya karşı aşırı hassasiyet gösterir. Çarşafın cilde temas etmesi gibi sadece küçük bir dokunuş bile ağrıyı tetikleyebilir.

Nöropatik ağrı vakalarının çoğu kroniktir. Sinir hasarının yol açtığı ağrı türleri şunlardır:

Merkezi ağrı sendromu: Bu sendrom, merkezi sinir sisteminde oluşan hasarlardan kaynaklanan kronik bir ağrıdır. Bu hasarlara felç, çoklu skleroz, tümör ve buna benzer hastalıklar neden olur. Genellikle dinmeyen, şiddetlenen bir seyir izleyen bu ağrılar, ya vücudun büyük bir kısmında ya da el ve ayaklar gibi belirli bölgelerinde hissedilir. Ağrının şiddeti hareket, dokunuş, duygu ve ısı değişimleriyle artabilir.

Kompleks bölgesel ağrı sendromu: Bu, ciddi bir yaralanma sonrası ortaya çıkan kronik bir ağrı sendromudur. Hastalar ağrıyı, dinmeyen yanma hissi şeklinde tarif ederler. Ağrıyan bölgede aşırı derecede terleme, cilt renginde değişme ve ödem gibi anormal bazı farklılıklar göze çarpabilir.

Diyabetik çevresel nöropati ağrısı: Bu ağrı, şeker hastalığından dolayı ayak, bacak, el ve kollarda meydana gelen sinir hasarından kaynaklanır. Diyabetik nöropatisi olan kişiler, ağrıyı yanma, bıçak saplanması ve karıncalanma gibi farklı şekillerde tarif ederler.

Zona ve postherpetik nevralji: Zona, suçiçeği virüsünün yol açtığı bölgesel bir enfeksiyondur. Deri döküntüsü ve buna bağlı olarak gelişen bitkin düşürücü bir ağrı biçiminde görülür. Vücudun bir yüzünde sinir yolu boyunca gelişir ve o bölgeyi sanki bir kuşak gibi sarar. Postherpetik nevralji, zona ağrısının bir aydan fazla sürdüğü bir komplikasyondur.

Trigeminal nevralji: Bu hastalık, yüzdeki bir sinirin iltihaplanması sonucu ortaya çıkan ağrıya neden olur. Hastalar ağrıyı şiddetli ve sanki şimşek çakması gibi diye tarif ederler. Ağrı dudaklar, kafa derisi, alın, gözler, burun, dişetleri ve yüzün bir tarafındaki yanakta hissedilebilir ve ufak bir hareket ya da tetik noktasına temas edilmesi sonucunda başlayabilir.