Yaşa Bağlı Sarı Nokta Hastalığının (AMD) Oluşumunda Risk Faktörleri

Yaşa bağlı sarı nokta hastalığının (AMD) oluşumunda rol oynayan çeşitli risk faktörleri nelerdir.

Güçlü Risk Faktörleri

Güçlü Risk Faktörleri

Yaşlanma

66 ile 74 yaş arasındaki hastaların ortalama %10’nunda AMD (maküla dejenerasyonu) bulgularına rastlanır. 75 ile 85 yaş aralığındaki hastalardaysa bu oran %30’a yükselir.

Sigara Kullanımı

Sarı nokta hastalığının belirlenmiş en tutarlı ve değişken risk faktörü sigara kullanımıdır. Yayınlanmış 13 araştırmada elde edilen veriler, sigara kullanımıyla sarı nokta hastalığı arasındaki bağı ortaya koyuyor. Hastalığın riski, sigara kullananlarda hiç kullanmamış kişilere göre iki üç kat daha fazladır.

Sigara kullanımına son verildiğinde AMD oluşma riskinin azaldığı ispatlanmıştır. Sigarayı bıraktıktan 1 yıl sonra AMD oluşma riski %6,7 düşer. Sigara kullanılmayan bir diğer 5 yıl sonunda bu oran %5 daha geriler ve bir diğer 5 yıl sonunda bu oran %4,2 daha düşer. Sigarayı bırakmanın yarattığı pozitif etkinin özellikle ilk beş yıl içinde daha belirgin olduğu görülüyor.

Sigara kullanımı AMD riskini artırmakla beraber, mevcut ya da eski sigara kullanıcılarında akciğer kanseri riskini artırdığından dolayı beta karoten içeren vitamin takviyelerinin kullanımını imkansız hale getirir. NIH’nin desteklediği yeni bir araştırma sonucunda, beta karoten içeren vitamin takviyelerinin makula dejenerasyonunun gelişimini yavaşlattığı saptanmıştı.

İrsi Risk Faktörü

Sarı nokta hastalığının bazı ailelerde irsi, bazılarındaysa irsi olmadığı saptanmıştır. Eğer birinci dereceden bir aile ferdinizde sarı nokta hastalığı varsa, sizde de hastalığın oluşma ihtimali ailesinde böyle biri olmayandan 2,5 kat daha fazladır.  Birinci dereceden bir aile ferdinde ileri seviyede AMD olan birinde göreceli olarak genç yaşta AMD oluşma ihtimali daha yüksektir.

Ailesinde AMD görülen bir kişinin hayatı boyunca AMD olma riski %50’yken, ailesinde böyle bir hastalık olmayan birinin AMD hastası olma riski %12’dir. Bu da neredeyse 4 kat daha yüksek bir orandır.

Sarı Nokta Hastalığı (AMD) Geni

Tamamlayıcı H geni faktörünün (CFH) kişide AMD (maküla dejenerasyonu) oluşum riskini artırdığı güçlü kanıtlara dayanır. Genetik yapılarında CFH’nin bir çeşidine rastlanan kişilerde AMD’nin oluşma ihtimali daha yüksektir. Eğer birinde CFH geni varsa, sarı nokta hastalığının oluşma ihtimali 2,5 ile 5,5 arasında değişen bir oranda artar.

Olası Risk Faktörleri

Olası Risk Faktörleri

  • Özellikle mavi olmak üzere, güneş ışığına maruz kalmak
  • Hipertansiyon
  • Kardiyovasküler risk faktörleri; yüksek kolesterol, obezite
  • Kadınlarda daha sık görülür
  • İspanyol ırkından olmayan beyazlarda daha sık görülür
  • Hipermetropi (uzağı görememe)

Güneş Işığına Maruz Kalma Ve AMD Riski

İnsan retinası, 295 nm (nanometre) altındaki ışınları ve lensin kendisiyse 400 nm altındaki ışınları güçlü bir şekilde emdiğinden ultraviyole ışınlarından korunur. Bu yüzden de ultraviyole (UV) ışınlarının AMD oluşumunda etkili olmadığı ortadadır. Yapılan birçok araştırma güneş ışığına maruz kalmanın (başka bir ifadeyle ışık spektrumunun “görünen bölümünün”) AMD oluşumunda bir rol oynayabileceğini öne sürse bile, güneş ışığına maruz kalma ve AMD oluşumu arasındaki bağın tutarsız sonuçlar doğurduğu da ortadadır.

Yeni yapılan bir araştırmaya göre, hem gençlik hem de 30’lu yaş dönemlerinde günde 5 saatten fazla yaz güneşine maruz kalanlarda erken makula dejenerasyonu değişimi (yumuşak drusen ya da retina üstünde artan renk) meydana gelme ihtimalinin 2 kat daha fazla olduğu saptanmıştır. Bu kişilerde, yani güneş ışınlarına yüksek dozda maruz kalanlarda, erken AMD oluşum ihtimali, yaz aylarında güneş ışığına çıkıldığı sürenin en azından yarısında şapka ya da güneş gözlüğü kullanarak ciddi oranda azaltılabilir. Yüksek oranda maruz kalınan “mavi ışığın” sarı nokta hastalığını artırdığı saptanmıştır.

Kardiyovasküler Risk Faktörleri

Son dönemde yayımlanan verilere göre, ıslak makula dejenerasyonu meydana gelme riskinin önceden kontrol edilebilen yüksek tansiyon (tansiyon 160/95’den daha düşük) hastalarında ortalama iki kat, kontrol edilemeyen yüksek tansiyon (tansiyon 160/95’den daha yüksek) hastalarındaysa ortalama üç kat daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Yaşa Bağlı Göz Hastalıkları Araştırmasında, hipertansiyonu olan kişilerin, hipertansiyonu olmayan kişilere göre ıslak makula dejenerasyonu hastası olma risklerinin 1,5 kat daha fazla olduğu görülmüştür.

Tansiyonunuz 140/80 ise bu, büyük tansiyonun (sistolik) 140 ve küçük tansiyonun (diastolik) 80 olduğu anlamına gelir. Nabızsa büyük tansiyondan küçük tansiyon çıkarılarak bulunur. Buna göre verdiğimiz örnekteki nabzınız 60 demektir (140-80). Yüksek büyük tansiyon (sistolojik kan basıncı) ve yüksek nabız genelde ıslak makula dejenerasyonu riskini artırır. (Nabız, büyük tansiyon yüksek ve küçük tansiyon düşük olduğunda artmış olur). Bu nedenle, yüksek nabız ve düşük küçük tansiyon gözde meydana gelen bozulmaların habercisi olabilir ve dolayısıyla AMD meydana gelme riskini artırır.

Hızlı yürüyüş, koşma, bisiklet ve benzeri fiziksel aktiviteler, terlenilecek derecede ve düzenli bir şekilde (haftada 3 seferden fazla) yapıldığında, AMD’nin ileri seviyeye ulaşma riskini %25 oranında düşürür. Uzmanların önerilerine göre, yetişkinler bahsedilen fiziksel aktiviteleri ya orta ya da yüksek fiziksel çaba gerektiren programa göre uygulamaya çalışmalıdırlar. Yetişkinler, orta derecede çaba gerektiren fiziksel aktiviteleri günde en azından 30 dakika olmak üzere haftada en az 5 gün ya da yüksek çaba gerektiren fiziksel aktiviteleri günde en az 20 dakikadan haftanın en az 3 günü uygulamalıdırlar. Rutininize esnekliği artıran, kalp ve solunum sistemini güçlendiren ve genel gücü artıran fiziksel aktivitelerin bir kombinasyonunu ekleyebilirsiniz. Dengeli bir fiziksel faaliyet planı yaratmak adına bütün bu alanlar üstüne çalışmak önemlidir.

Oturmaya dayanan bir yaşam biçimi şişmanlığa neden olabilir, bunun da sarı nokta hastalığıyla bağlantılı olduğu ortaya konmuştur. Vücut Kitle İndeksi (BMI) vücut yağıyla doğrudan bağlantılıdır. BMI 30 ya da daha yüksekse, ilerlemiş AMD oluşma ihtimali 2,5 kat artar.  

Kronik İtihaplanma

Kronik iltihaplanma AMD ve kalp damar hastalıklarını birbirine bağlayan bir alt mekanizma mıdır?

AMD geninin (iltihaplanma yollarının ayarlanmasında etkili olan CPH gen varyasyonu) bulunması bu tezi destekliyor. Yeni araştırmalar bu konuda destekleyici sonuçlar veriyor. Kanda yüksek seviyede bulunan ve iltihaplanmanın biyolojik işaret taşları olarak tanımlanan iki madde; C-reaktif protein (CRP) ve interlökin 6 (IL-6), AMD’nin ilerleme riskini 5 yıllık bir süre içinde başlangıç ve orta dereceden ilerlemiş seviyeye kadar artma riskini iki kat yükseltiyor. İltihaplanmayı ve CRP ile IL-6 seviyelerini azaltarak AMD’nin ilerlemesi geciktirilebilir. CRP ile IL-6 seviyelerinin azaltılmasında kullanılabilecek bir tedavi yöntemi, statin ilaçlarının (kolesterol düşürücü ilaçlar) kullanımı olabilir. AMD riskinin azaltılmasında kullanılan statin tedavisinin olabilecek pozitif etkileri hakkında birkaç çelişkili rapor bulunuyor. AMD tedavisinde kullanılan uzun vadeli iltihap önleyici ilaçların (antienflamatuvar) faydalarının daha hala ispatlanması gerekiyor.

Beslenmeye Bağlı Riskler

Beslenmeye Bağlı Yağ & AMD Riski

Yüksek yağ tüketiminin hem erkek hem de kadınlarda AMD riskini artırdığı tespit edilmiştir. Besinlerimiz iki tür yağ barındırır (doymuş ve doymamış). Üreticiler bitkisel yağa hidrojen karıştırdıklarında elde edilen trans yağ, besinlerin raf ömrünü uzatır ve tat dengesini korur. Bu iki tür yağ da (doymuş ve doymamış) AMD riskini artırır. İşin ilginç yanı, kalp hastalıklarına karşı koruyucu etkisi olan çoklu doymamış yağların (iyi yağlar) benzer bir şekilde sarı nokta hastalığına karşı koruma sağlamadığıdır. Son dönemde yapılan araştırmalar, çoklu doymamış yağların her türünün tüketilmesinin sarı nokta hastalığına faydalı olmadığını ortaya koysa da, belirlenmiş tek bir tür çoklu doymamış yağın tüketilmesi ve aynı zamanda diğer bir türün tüketilmemesinin faydalı olduğu sonucuna varılıyor. Çoklu doymamış yağın bir türü olan, balık ve ketentohumu yağında bulunan linolenik asidinin (omega-3 yağlı asit) AMD riskini azalttığı saptanmıştır. Fakat bu da ancak daha düşük seviyede linoleik asit (omaga-6 yağlı asit) tüketen kişiler için geçerlidir. Bu yüzden de ancak kanola yağı gibi yüksek linolenik asit (omega-3 yağlı asit) ve düşük oranda linoleik asit (omega-6 yağlı asit) barındıran besinler AMD riskine karşı etkili olur.

Zararlı Besinler

Zararlı Şeyler

Besin maddelerinden sığır eti, domuz eti ya da kuzu eti, ana yemek olarak tüketildiğinde AMD riskini artırır. Bu ürünlerin haftada bir kereden fazla ana yemek olarak yenmesi, ayda üç kereden az yenmesiyle karşılaştırıldığında AMD riskini %35 artırır. Yüksek dozda tüketilen margarin de AMD riskini önemli derecede artırır. Yüksek yağ oranına sahip besinlerin (yağlı süt, dondurma, kaşar ya da tereyağı) günde bir kez tüketilmesi, AMD gelişim riskini 1,91 kat artırır. Günde bir kez tüketilen etli yemekler (hamburger, sosisli sandviç, kıyma, pastırma, biftek sandviçi ya da ana yemek olarak et), AMD gelişim riskini 2,09 kat artırır. Günde bir kez tüketilen işlenmiş ve pişirilmiş besinler (hazır pasta, kek, kurabiye ve patates cipsi), AMD gelişim riskini 2,42 kat artırır.

Faydalı Besinler

Faydalı Şeyler

Sarı nokta hastalığı riski, haftada 4 seferden fazla balık tüketen kişilerde, ayda 3 seferden daha az tüketenlere göre daha düşüktür. Bu özellikle ton balığı için geçerlidir. Ton balığı konservesini ayda bir kereden daha az tüketen kişilere göre haftada en az bir kere tüketen kişilerde AMD riski %40 daha düşüktür. Balık en önemli DHA (omega-3 yağlı asit) kaynağı olarak bilinir.

Yeni yapılan bir araştırma sonucunda, herhangi bir tür sert kabuklu yemişin tüketilmesinin AMD riskini azalttığı saptanmıştır. Herhangi bir tür sert kabuklu yemişin günde bir kere tüketilmesi, AMD gelişim riskini %40 azaltır. Bu olumlu etki, sert kabuklu yemişin diğer kaynaklarda bahsedilen kalp damar hastalıkları ve 2. tip diyabet hastalıklarındaki olumlu etkisiyle de bütünlük gösterir. Sert kabuklu yemişlerde bulunan biyoaktif maddelerden biri olan resveratrolün antioksidan, antitrombotik ve iltihap önleyici özellikleri vardır.

Çoğunlukla beslenmeyi oluşturan kalorilerin %42’si yağdır. Kalorilerin sadece %20-25’inin yağlardan oluşması büyük ihtimalle daha sağlıklı olacaktır. Yağ tüketimini bu seviyeye indirmek, kırmızı etin ve süt, peynir ve tereyağı gibi süt ürünlerinin önemli derecede azaltılması anlamına gelir. Kırmızı et yerine daha sık soğuk-su balıklarının (haftada en az iki kez) ve herhangi bir çeşit sert kabuklu yemişlerin tüketimi AMD hastalarına faydalı olabilir. Kadınlar balık tüketimini artırmadan önce, balıkta bulunan cıva oranları hakkında bilgi edinmeli ve uzmanlardan tavsiyeler almalıdırlar.

Katarakt Ameliyatı

AMD Riski Katarakt Ameliyatı Sonrasında Artar Mı?

Büyük çaplı birçok araştırma, katarakt ameliyatıyla AMD riski arasındaki ilişkiyi belirlemeye çalışsa da, bu konuda bir fikir birliğine varılmış değildir. Buna rağmen, üç büyük toplum bazlı yapılan araştırmanın verileri bir araya getirildiğinde, AMD oluşum riskinin katarakt ameliyatı olanlarda olmayanlara göre 1,7 kat daha fazla olduğu ortaya çıkıyor.

AMD riskinin katarakt ameliyatı sonrası artmasında rol oynayabilecek birkaç sebep vardır. Bunlardan biri, kataraktla sarı nokta hastalığının basitçe ortak risk faktörlerine dayanması ya da oluşum yolları izlemesidir. Yaşlanmayla beraber, bir kişide hem yoğun bir katarakt hem de AMD oluşur, dolayısıyla katarakt ameliyatı olunsa da olunmasa da AMD riski zamanla artar. Bir diğer açıklamaysa “mavi-ışık tezinden” gelir. Bu teze göre, kataraktın çıkarılmasıyla beraber retina ışığın bazı dalga boylarına maruz kalır (ya da ışığın yoğunluğunda bir artış olur) ve retina zarar görerek AMD riskini artırır. Göz içine yerleştirilen çoğu yapay mercek ultraviyole-B engelleyicilerine sahip olduğundan, kritik dalga boyları büyük ihtimalle mavi ışığın bulunduğu bölgede yer alır. Bu tezin daha fazla araştırılması gerekir.

“Mavi ışığın” makulaya yarattığı zarar hakkında birçok cevaplanmamış soru olsa da gitgide artan bulgulara dayanarak makulanın mavi ışığa maruz kalmasını engelleyici önlemlerin alınması tavsiye edilir. Uygulanabilecek 2 farklı yöntem vardır. Birincisi yeşil yapraklı sebzelerin veya luteinle zeaksantin takviyelerinin kullanımını artırmak. Bu makuler pigmentler mavi ışığı filtreleyerek retinaya ulaşmasını ve dolayısıyla makuler hasarın oluşmasını engeller. İkincisi, “mavi ışığı bloke eden” gözlükler kullanmaktır. Mavi ışığı bloke eden renk sarıdır ve dolayısıyla mavi ışığı bloke eden gözlüklerde sarı tonu olmalıdır. Zaten “NOIR” isimli, mavi ve UV ışığını bloke eden değişik tonlarda (açık sarı, koyu sarı, amber ve erik rengi olmak üzere) güneş gözlükleri mevcuttur. Normal gözlüğünüzün üstüne takılabilen klipsli ve büyük plastik çerçeveli NOIR gözlükleri de bulunabilir. Ayrıca gözlükçünüze de sizin için mavi ve UV ışığını bloke eden numaralı gözlükler yapmasını isteyebilir ya da mevcut gözlüğünüze mavi ışık engelleyicisi takabilirsiniz.