Sarı Nokta Hastalığı Hakkındaki Gerçekler

Sanayileşmiş ülkelerde körlüğe neden olan en önemli sebep, yaşa bağlı sarı nokta hastalığıdır. Bu rahatsızlıktan dolayı meydana gelen görme kaybı 50 yaş altındaki kişilerde pek rastlanmasa da, bu sayının dünya çapındaki yaşlanmadan dolayı artacağı olasıdır. Hastalığın iki türü vardır, ıslak ve kuru .

Sarı Nokta Hastalığı Hakkındaki Gerçekler

Yaşa Bağlı Sarı Nokta Hastalığı  (Maküla Dejenerasyonu)

Sanayileşmiş ülkelerde körlüğe neden olan en önemli sebep, yaşa bağlı sarı nokta hastalığıdır. Bu rahatsızlıktan dolayı meydana gelen görme kaybı 50 yaş altındaki kişilerde pek rastlanmasa da, bu sayının dünya çapındaki yaşlanmadan dolayı artacağı olasıdır. Hastalığın iki türü vardır, ‘ıslak’ ve ‘kuru’. Çoğu toplumda kuru olan türü yaygındır ama bu türün iki taraflı ciddi görme kaybına neden olma ihtimali de daha düşüktür. Islak olan türünün ayırt edici özelliği, duyusal retinanın (gözün ağ tabakası) derinliklerine kadar ulaşan anormal yeni kan damarlarının gelişimidir. Bu damarlar, sızma ve kanamaya neden olarak merkezi görme gücünün kaybına yol açar; eğer bu, iki gözde de meydana geliyorsa büyük bir sorun oluşturabilir. Yaşa bağlı sarı nokta hastalığının ıslak türü tek bir gözde meydana geldiyse, başlangıcından bir sene sonra bu kişilerin diğer gözlerinde de ıslak sarı nokta hastalığının oluşma ihtimali %15’tir. Mevcut önleyici tedbirler sınırlı olsa da, ıslak türüne sahip bazı hastalarda görme kaybını durduran ya da geri kazandıran yeni tedavi yöntemleri geliştirilir.

Mevcut Durum

Göz hastalığı nedeniyle meydana gelen tüm körlük vakalarının (3 milyon kişi) %8,7’sinin nedeni yaşa bağlı sarı nokta hastalığıdır. Bu oran Afrika’da Sahra Çölü’nün güney kısmına ait bölgelerde %0 iken, sanayileşmiş ülkelerde %50’ye kadar ulaşır. Bu hastalıktan etkilenen kişi sayısının dünya çapındaki yaşlanmadan dolayı 2020 yılına kadar ikiye katlanması bekleniyor. Ana risk faktörleri olarak yaş, ırk, sigara kullanımı, irsi yatkınlık, hipertansiyon, yüksek kolesterol, yüksek oranda yağ tüketimi ve yüksek vücut kitle ilişkisi gösterilebilir. Tamamlayıcı H geni faktörü de bir etken olarak görülür.

Risk faktörlerinden yeni müdahale ve tedavi yöntemlerine kadar, yaşa bağlı sarı nokta hastalığı günümüzde oldukça ilgi görüyor ve her yönüyle araştırılıyor. Antioksidanların ve çinkonun hastalığın ilerlemesini yavaşlattığına dair bazı kanıtlar olsa da, lütein (sarı renk veren organik madde) ve zeaksantin (retinada bulunan iki  verici maddeden biri) ilavelerinin ve beslenmeyle ilgili değişikliklerin hastalığın oluşumunda ya da neden olduğu görme kaybında ölçülebilir bir etkide bulunduğu söylenemez.

Fotodinamik terapi (örneğin ışığa duyarlı hale getiren bir ilaç olan verteporfinle beraber çukurların düşük enerjili bir lazerle kesilip çıkarılması) bazı hastalara sunulsa da, uzun vadeli etkileri genel olarak iyi sayılmaz. Sırayla göz içine uygulanan, damar iç yüzeyini kaplayan tabakanın büyümesini engelleyen etkenler görme gücünü artırabilir ya da bazı hastalarda görme kaybını durdurabilir. Fakat bu tedavi çok pahalı olmakla beraber hem hasta hem de uygulayan personel için çok fazla vakit alır. Endotel (damar iç yüzeyini kaplayan tabaka) damar büyümesini engelleyen yeni etkenler üstünde çalışmalar yapılıyor ve bu alanda daha fazla araştırma gerekiyor. Sarı noktanın (makula) yerinin cerrahi müdahaleyle değiştirilmesi çok deneyimli göz içi cerrahları gerektirdiğinden ve alınan sonuçlar her zaman olumlu olmadığından sadece belli hastalar için öneriliyor. Günümüzde yaşa bağlı sarı nokta hastalığının kuru türü için henüz herhangi bir tedavi yöntemi bulunmaz.