İnsanlara, yeni kaynatılmış bir fincan çay içmeden önce birkaç dakika beklemeleri öneriliyor. Çünkü yeni yapılan bir çalışma, 70 derece ya da daha sıcak çay içmenin, gıdaları mideye taşıyan ve kaslı bir tünel olan yemek borusunda kanser gelişme riskini artırabileceğini saptadı. Çalışma, British Medical Journal’da yayımlandı.

Söz konusu çalışma, her gün sıcak çayın aşırı miktarlarda içildiği kuzey İran’da yürütüldü.

Ama çalışmaya eşlik eden başmakalede, bulguların alarm nedeni olmadığı belirtiliyor ve genel tavsiye olarak, yiyeceklerin ve içeceklerin tüketilmeden önce bir süre soğumaya bırakılmaları öneriliyor.

Yemek borusu kanseri, dünya genelinde her yıl 500 binden fazla insanı öldürüyor ve yemek borusu kanserinde “özofagus skuamöz hücreli karsinom” (OSCC) en yaygın tür olarak öne çıkıyor. Avrupa ve Amerika’da bu kanser türüne asıl olarak tütün ve alkol kullanımı yol açıyor ve erkeklerde, kadınlarda olduğundan daha yaygın. Ayrıca sıcak içecekler içmenin de bu hastalıkta bir risk faktörü olduğu belirtiliyor.

Kuzey İran’daki Golestan ili, dünyada en yüksek oranda OSCC vakasına sahip bölgelerinden biridir. Ama burada sigara içme ve alkol tüketim oranı düşüktür ve kadınlardaki teşhisler de erkeklerinkiyle benzerlik gösterir. Bununla birlikte çay tüketimi çok yaygındır. O nedenle de araştırmacılar, çay içme alışkanlıklarıyla OSCC arasındaki olası bağlantıyı araştırmak üzere yola çıkmışlardır.

Çay içme alışkanlıklarının incelenmesi, OSCC teşhisi konulmuş 300 kişiyle aynı bölgeden, 571 kişiden oluşan sağlıklı kontrol grubunda yapıldı. Yaklaşık bütün katılımcılar düzenli olarak siyah çay içiyorlardı ve içtikleri çay miktarı günde ortalama bir litrenin üzerindeydi.

Hafif sıcak ya da ılık çay içmekle (65 derece ya da daha az sıcak), sıcak çay içmek (65-69 derece) karşılaştırıldığında, sıcak çay içmek, yemek borusu kanserinde iki kat artışla ilişkilendirildi; çok sıcak (70 derece ya da daha sıcak) çay içmekse sekiz kat daha fazla risk artışıyla bağlantılıydı.

Aynı şekilde, bardağa doldurulduktan sonra iki dakikadan daha kısa süre beklemiş çay içmek, dört dakika ya da daha uzun süre beklemiş çay içmekle karşılaştırıldığında, beş kat daha fazla riskle ilişkilendirildi.

Tüketilen çay miktarıyla kanser riski arasında bir bağlantı yoktu.

Araştırmacılar, kendilerine bildirilen sıcaklıkla gerçek çay sıcaklığı arasındaki hatayı en aza indirmek için, aynı bölgedeki 50 bin evde, tüketilen çayın gerçek sıcaklığını ölçtüler. Sıcaklık aralığı 60 dereceden az ile 70 dereceye kadar değişiklik gösteriyordu. Böylece, bildirilmiş olan çay sıcaklığıyla gerçek sıcaklık ölçümleri arasında orta düzeyde bir çakışma olduğu saptandı. 

Çalışmayı kaleme alan yazarlar, “Çalışmamız,  sıcak ya da çok sıcak çay içmenin, yemek borusunda skuamöz hücreli karsinom riskinde önemli bir artışa yol açtığını gösteriyor,” diyorlar.

İngiltere’de yapılan daha önceki çalışmalar, sağlıklı nüfusta ortalama sıcaklık tercihinin 56-60 derece olduğunu bildirilmişti. 

Araştırmacılar, halka sıcak çay içmenin zararlarının anlatılmasının, Golestan kentinde ve benzer alışkanlıkların hüküm sürdüğü başka bölgelerde, yemek borusu kanseri vakalarını azaltmaya yardım edebileceği görüşünü dile getiriyorlar.

Avustralya Queensland Tıp Araştırmaları Merkezi araştırmacıları, bu sonuçların, 70 dereceden daha sıcak çay içmenin OSCC riskini fark edilecek oranda artırdığına ilişkin ikna edici kanıtlar ortaya koyduğunu belirtiyorlar.

Bu araştırma ayrıca, ısıyla yaralanmanın da epitel dokuda kansere neden olabileceği düşüncesine destek sunmakla birlikte, ısının tümör gelişimini desteklediği sürecin net olmadığına ve yeni araştırmaları zorunlu kıldığına dikkat çekiyor.

Bununla birlikte araştırmacılar, bu bulguların alarm sebebi olmadığını önemle vurguluyor ve sonuçların, halkın gelenekselleşmiş çay içme zevkini azaltmaması gerektiğini söylüyorlar. Bunun yerine, yeni kaynamış bir bardak çayı içmeden önce en azından 4 dakika bekletilmesini ya da daha genel olarak yiyecek ve içeceklerin, yutulmadan önce  “yakıcı”dan “tolare edilebilir” hale gelene kadar soğumasına izin verilmesini öneriyorlar.

Prof. Dr. Nurettin LÜLECİ

Çağımızın hastalığı olan kanserin çevremde bi çok insanda hiç beklenmedik bi anda çıkmış olması 3 çocuk annesi olarak beni çok tedirgin etti ve yoğun ... devamı