Konuyla ilgili yapılan kimi çalışmalar, ALK (Anaplastik lenfoma kinaz) genetik anormalliği olan akciğer kanseri hastalarında, henüz deney aşamasında olan bir ilacın umut verici göründüğünü bildiriyor.İlaç, spesifik genetik bozukluğu olan akciğer kanseri hastalarında, tümörleri küçültüyor.

Genetik anormalliği olan ilerlemiş akciğer kanseri hastalarında, ilaçla yapılan tedavinin ardından hastaların yüzde 82’sinde tümörler küçüldü ya da büyümeleri yüzde 90 oranında durdu. Bu hastaların yüzde 57’sinde tümörler yüzde 30 ya da daha fazla oranda küçüldü. 

Hint Üniversitesi’nden araştırmacılar, konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yapıyorlar: “Bu, akciğer kanseri hastaları için muazzam, çünkü tedavilerin çoğunluğuna, yüzde 10 oranında bir tümör küçülmesi ile karşılık alınır, bu arada da kayda değer ölçüde toksisite meydana gelir.”

İlacın, kanser hastalarının hayatlarını gerçekten uzatacağını bilmek için henüz çok erken. Dünya üzerinde, bu tarz bir ilaç gen anormalliği olan akciğer kanseri hastalarının, sadece yüzde 4’ünü hedef almaktadır.

İlaç akciğer kanserinde nasıl işler?

Söz konusu ilaç, anormal-bozuk bir protein olan ALK’yi engeller; bu protein, kanser hücrelerinin hayatta kalmaları ve gelişmeleri için kritik önemdedir. 

Bazı kişilerde bir bozulma, ALK geninin başka bir gen ile kaynaşmasına neden olur; yani akciğer kanserinde tipik EML4 geni olur.

Bu da sonuçta, ALK geninde uygun olmayan dönüşmelere neden olur ve daha fazla ALK proteini üreterek, tümörün büyümesini harekete geçirir.

Bunun neden kaynaklandığını kimse kesin olarak bilmiyor, ancak anormalliği olan akciğer kanseri hastaları genellikle sigara içmeyenlerden oluşuyor. Bu hastalar genel olarak daha genç, ortalama 50’li yaşlarında bulunuyor. Anormallik ise genetik miras değildir.

ALK bozulmasını test etmek kolaydır. Bilim insanları, bu testle hastaların ilaca cevap verip vermeyeceğini hemen belirleyebileceklerini belirtiyorlar.

Akciğer kanserinin ilerlemesinde sadece yüzde 28 şans

Çalışmada yer alan kişilerde, ileri safhada, kanserin en yaygın türü olan küçük hücreli dışı akciğer kanseri (NSCLC) vardı. Birçok vakada hastalık, zaten vücudun diğer bölgelerine de yayılmıştı. Bu hastalar ortalama 3 ila 7 arasındaki ilaç uygulamasına cevap vermeyi başaramadılar.

Deneklerin çoğunluğu eski orta düzeyde sigara içicisi veya hiç sigara içmeyenlerdi ve hepsinde ALK gen füzyonu (gen kaynaşması) vardı.

Prof. Dr. Nurettin LÜLECİ

Merhabalar hocam, ben diyarbakirdan size yaziyorum, teyzem su an 38 yasinda ve meme kanseri teşhisi konuldu. Kanser 4. Evredeymis ve akciğer karaciğer... devamı

Güney Kore, Seul Ulusal Üniversitesi Tıp Koleji’nden çalışmaya katılan bir araştırmacı; “Ortalama tedaviden altı ay sonra, kanserin kötüye gitmesi için sadece yüzde 28 olasılık vardı. Deney aşamasındaki ilaç tedavisine karşılık verme 15 aya kadar devam etti” değerlendirmesini yapıyor.

Bahsi geçen ilaç tedavisi alan hastaların yaklaşık yarısında hafif ishal ya da bulantı görüldü, ancak bu tedavinin erken dönemlerindeydi ve birkaç hafta sonra da sorun çözüldü. Hastaların yüzde 10’unda da karaciğer enzimleri yükseldi ve bunun sonucunda ise, genellikle geçici olmak üzere, tedavinin durdurulmasını gerekti.

Akciğer Kanseri İçin Umut

Kanser doktorları, genellikle, böylesi bir testin daha birinci aşamasındaki ilaçlar için heyecanlanmazlar. İlaçların uzun dönemli güvenilirliklerini görmeyi ve mevcut tedaviler karşısında, en azından plasebo karşısında ne kadar iyi işlediğini görmeyi tercih ederler.

Ancak bu hususta araştırmacılar, coşkunun garanti olduğunu söylüyorlar.

Birçok ilaç, vaat ettiklerini hayata geçirmeyi başaramamakla birlikte, bu ilacın tümörleri küçülttüğü ortaya çıkmış ve ilacın, hedef aldığı gen hasarı olan hastaların büyük bir kısmında, kanseri köşeye sıkıştırmış görünmektedir. 

Araştırmacılar; “Seçilmiş hasta grubunda bu kadar yüksek oranda tepki alınmış olmasını, bu ilacın ALK üzerinde izlediği yola bağlı olarak gerçekleştiğini ileri sürmek zordur” açıklamasını yapıyorlar.

Tüm bunların yanı sıra ilaç, kanser hücrelerinin anormalliklerini hedef almasına rağmen, kemoterapinin yaptığı gibi; kanser hücrelerini öldürürken, vücutta diğer sağlıklı hücreleri de öldürmez.

Araştırmacılar ayrıca, diğer iki geni daha hedef alan tedaviler de uyguladılar. Bu genler Tarceva ve Iressa idi ve akciğer kanseri hastalarının diğer yüzde 10-20’lik kısmına da böylece yardım ettiler.

Uzmanlar; “Pastadan kopardığımız payı arttırmaya devam ediyoruz” diyorlar. 

Uzmanlar, uzun dönemli güvenilirliğin sağlanması, ilacın mevcut tedavilerle karşılaştırılmasının görülmesi ve ne kadar zaman bu faydanın devam edeceğinin belirlenmesi için hala, daha fazla test yapılmasına ihtiyaç olduğunu belirtiyorlar.