Amerika’daki araştırmacılar, fareler üzerinde yaptıkları çalışmalarda vücut saatinin veya günlük ritmin bozulmasının, yüksek ve düşük trigliseritlerin normal 24 saatlik döngüsüne müdahale ederek trigliseritleri her zaman yüksek seviyede tuttuğunu ve bu durumun, potansiyel olarak damar sertliği ve kalp hastalığı riskini yükselttiğini keşfettiler.

Kan yağı veya lipitlerin (yani trigliseritler ve kolesterol) yüksek seviyeleri, damar sertliği –arter duvarlarının içinde plak birikmesi ve sonunda damarları daraltması- için risk faktörleridir; bu durum, kalp krizi ve felç riskini arttırır.

Yapılan çalışmada, uzmanlar, iki fare grubunu incelediler: bir grup normal laboratuvar faresi ve diğer grup ise vücut saati ‘bozuk’ olacak şekilde genetik olarak yetiştirilmiş fareler.

Noktürnal hayvanlar olan normal laboratuvar fareleri; geceleri aktif oldukları, beslenmenin çoğunu gece yaptıkları ve gün boyunca uyudukları bir uyku uyanıklık döngüsüne sahiptiler.

Araştırmacılar ayrıca 24 saat boyunca normal farelerde kandaki trigliserit seviyelerinin dalgalandığını gözlemlediler: Trigliserit seviyesi, uyurken iki katına veya zirveye çıkıyor ve hayvanların en aktif olduğu gece saatlerinde ise en düşük noktasına ulaşıyordu.

Bozulmuş bir uyku-uyanıklık döngüsüne sahip olacak şekilde genetik olarak yetiştirilmiş farelerin düzenli bir uyanıklık ve uyku devirleri yoktu: hem gündüz hem gece yemek yiyorlar, ayrıca genel olarak daha az aktiftiler.

2. grupta araştırmacılar trigliserit seviyelerinin 24 saatlik bir sürede çok az değişiklik gösterdiğini gözlemlediler: Her zaman göreceli olarak yüksek kalmışlardı.

Prof. Dr. Tevfik GÜRMEN

Kalp kapakları çökelmişse ne yapılır ve nasıl önlem alınır riski nekadardır... devamı

Vücut saati ve trigliserit seviyelerini daha da araştırdıkça SAAT (CLOCK) adı verilen bir proteinin, günlük devrin çekirdek bileşeni, MTP denilen (mikrosomal trigliserit nakil proteini) trigliseritleri kan akımında taşıyan bir başka proteini kontrol ettiğini buldular. Yani SAAT bozulduğunda MTP de bozuluyor.

Araştırmacılar, günlük düzende yaşanan bozulmaların kan lipit seviyelerinin yükselmesine (hiperlipidemi) sebep olabileceği sonucuna varıyorlar.

Uzmanlar, metabolik sendrom ve obezite gibi ana metabolik bozuklukların yüksek kan lipiti seviyeleriyle karakterize olduğunu ve eğer bu bulgular insanlarda da tekrarlanırsa, belki trigliserit seviyelerini düşürmenin bir yolu olarak alınan ve MTP’yi hedefleyen ilaçların etkisinin her gün ne zaman alındıklarına bağlı olarak değişebileceğini belirtiyorlar.

Araştırmacılar hastalık hallerini kontrol etmede ilacın zamanlaması hakkında düşünmeye başlamamızın zamanının geldiğini söylüyorlar:

“İhtiyaç duyulan doz günün saatine bağlı olarak değişebilir,” diyorlar.

Çalışmanın ayrıca vücut saatini bozan geç saatlere kadar uyanık kalmak ve farklı zaman dilimleri arasında seyahat etmek gibi aktivitelerin lipit metabolizmasını da etkilediği fikrini desteklediğini de ekliyorlar.