Testosteron Eksikliği (Genel)

Testosteron üretimi doğal olarak yaş geçtikçe azalır. Aynı zamanda hipogonadizm olarak da bilinen düşük testosteron ya da testosteron eksikliği, hormon salgılanması ve testosteron üretimini tetikleyen hipotalamus, hipofiz bezi ya da testislerde oluşan bir hastalık ya da hasardan kaynaklanabilir. Yaşa bağlı olarak, yetersiz testosteron üretimi kas ve kemik gelişiminde anormalliklere, cinsel organın yetersiz gelişimine ve erkeklik özelliklerinde eksikliklere yol açabilir.

Nedir

Nedir?

Testosteron üretimi doğal olarak yaş geçtikçe azalır. Aynı zamanda hipogonadizm olarak da bilinen düşük testosteron ya da testosteron eksikliği, hormon salgılanması ve testosteron üretimini tetikleyen hipotalamus, hipofiz bezi ya da testislerde oluşan bir hastalık ya da hasardan kaynaklanabilir. Yaşa bağlı olarak, yetersiz testosteron üretimi kas ve kemik gelişiminde anormalliklere, cinsel organın yetersiz gelişimine ve erkeklik özelliklerinde eksikliklere yol açabilir.

Testosteron, erkek cinsiyeti ve penis, testis, skrotum, prostat ve seminal veziküller de dahil üreme organlarının normal büyüme ve gelişiminden öncelikle sorumlu olan androjenik hormondur. Aşağıdaki ikincil erkek cinsiyet özelliklerinin gelişimini kolaylaştırır:

  • Kas sistemi
  • Kemik kütlesi
  • Yağ dağılımı
  • Saç şekli
  • Larineal genişleme

ve

  • Ses teli kalınlaşması

Ayrıca, normal testosteron seviyeleri, enerji seviyesi, sağlıklı bir ruh hali, üreme yeteneği ve cinsel arzuyu da korur.

Testisler, beyinde başlayan karmaşık bir sinyal zinciri tarafından düzenlenen testosteron üretimi yapar. Bu zincire hipotalamus-hipofiz-gonadal ekseni denir. Hipotalamus hipofiz bezine dikkatlice zamanlanmış atımlarla gonadotropin salgılatıcı hormon (GnRH) salgılar, bu da hipofiz bezinin luteinleştirici hormon (LH) salgılanmasını tetikler. Luteinleştirici hormon testislerdeki Leydig hücrelerini testosteron üretmesi için uyarır. Normalde, testisler günde 4-7 miligram (mg) testosteron üretir.

Etki Alanı ve Yaygınlığı

Testosteron üretimi ergenliğin başlangıcında hızla artar ve 50 yaşından sonra hızla azalır (80 yaşına gelindiğinde en yüksek seviyenin %20-%50''sine kadar).

Çalışmalar, obezite, diyabet ya da hipertansiyon hastası erkeklerde düşük testosteron seviyesi görülme oranının, normalin iki katı olduğunu gösteriyor.

Sebepler

Sebepler

Testosteron eksikliği (hipogonadizm) doğuştan var olabilir (konjentinal) ya da sonradan gelişebilir (edinsel).

Testosteron eksikliği, hipotalamus-hipofiz-gonadal ekseni boyunca kaynaklandığı yere göre sınıflandırılır:

  • Primer, testislerde aksama
  • Sekonder, hipofizde aksama
  • Tersiyer, hipotalamusta aksama

En yaygın konjentinal sebep Klinefelter sendromudur. Fazladan bir X kromozomundan kaynaklanan bu durum, kısırlık, yüz ve vücut kıllarında seyreklik, anormal meme büyümesi (jinekomasti) ve küçük testislerle sonuçlanır.

Luteinleştirici hormon salgılatıcı hormon (LHRH) eksikliği ve gonadotropin salgılatıcı hormon (GnRH) eksikliği (örneğin, Kallmann sendromu) gibi konjenital hormonal bozukluklar da testosteron eksikliğine neden olabilir.

Diğer doğumsal nedenler arasında testis yokluğu (anorkidi; edinsel de olabilir) ve testislerin skortum içine inememesi (kriptorşidizm) olabilir.

Testosteron eksikliğinin edinsel sebepleri şunlar olabilir:

  • Kemoterapi
  • Bir ameliyat sırasında hipofiz bezi, hipotalamus ya da testislere zarar verilmesi.
  • Hipotalamusu etkileyen kafa travması
  • Enfeksiyon (menenjit, frengi, kabakulak gibi)
  • İzole LH eksikliği (örneğin, harem ağası sendromu)
  • Radyoterapi
  • Testis travması
  • Hipofiz bezi, hipotalamus ya da testis tümörleri

Çalışmalar, obezite, diyabet ya da hipertansiyon hastası erkeklerde düşük testosteron seviyesi görülme oranının, normalin iki katı olduğunu gösteriyor.

Andropoz

Testosteron Eksikliği (Hipogonadizm) ve Andropoz

Andropoz

Bazen erkek menopozu da denilen andropoz, normal yaşlanmanın bir sonucu olarak testosteron seviyesindeki kademeli düşüşün neden olduğu edinsel bir hipogonadizm türüdür. Hormon düzeyleri erkekler ve kadınlarda hayat boyunca değişir, cinsel hormonlar (örneğin, testosteron, östrojen, progesteron), dehidroepiandrosteron (DHEA), insan büyüme hormonu (HGH) ve melatonin de dahil belirli hormonların seviyeleri yaş ilerledikçe düşer.

Kadınlarda menopoz genellikle 50 yaş civarında, yumurtalıklar kadınlık cinsel hormonlarını (östrojen, progesteron gibi) üretmeyi bıraktığında oluşur ve menstrual döngüler sona erer. Erkeklerdeyse erkeklik cinsel hormonu testosteronun üretimi 30 yaş civarından başlamak üzere giderek azalır ve 40-55 yaşlarında düşük seviyelere ulaşır.

Buna ek olarak, vücutta cinsiyet bağlayıcı hormon globülin (SHBG) adı verilen bir kimyasalın seviyesi, biyolojik olarak kullanılabilen testosteron miktarını azaltarak artar. Vücutta bu kimyasal tarafından bağlı olmayan, biyolojik olarak kullanılabilen testosteron, enerji düzeyleri, sağlıklı bir ruh hali, üreme yeteneği ve libidoyu (cinsel dürtü) korur. Bazı çalışmalar, erkeklerde testosteron seviyesinin 70 yaşına kadar %40''a kadar azaldığını gösteriyor.

Andropoza bağlı düşük testosteron düzeyleri, yorgunluk, libidonun (cinsel dürtü) azalması, enerji düzeyinin azalması, halsizlik gibi fiziksel belirtiler ve ruh hali değişimi, sinirlilik ve depresyon gibi psikolojik belirtilere neden olabilir. Bu durum aynı zamanda kalp hastalığı (ateroskleroz) ve kemik kaybı (osteoporoz) riskini de artırır.

Andropoz belirtilerini yaşayan yaşlı erkekler doğru teşhis ve tedavi için bir doktora başvurmalıdır. Enfeksiyon veya tümör gibi normal yaşlanmayla ilgili olmayan durumların olasılık dışı bırakılması önemlidir. Andropoz teşhisi serum ve kan testleri içerir. Bazen bu durumu tedavi etmek için, bazı riskler taşıması ve biraz tartışmalı olmasına rağmen, hormon replasman tedavisi (HRT) kullanılır.

Andropoza bağlı belirtileri ve riskleri azaltmak için yaşam tarzı değişiklikleri de yararlı olabilir. Düşük testosteron seviyesine sahip erkeklerin, sağlıklı beslenmesi, sağlıklı bir kiloyu koruması, yeteri miktarda uyuması, düzenli egzersiz yapması (bir egzersiz programına başlamadan önce doktorunuzla konuşun), stresi azaltması ve alkol kullanımını sınırlayarak tütün ürünlerini kullanmaması gerekiyor.

Tanı

Testosteron Eksikliği (Hipogonadizm) ve Andropoz

Andropoz

Bazen erkek menopozu da denilen andropoz, normal yaşlanmanın bir sonucu olarak testosteron seviyesindeki kademeli düşüşün neden olduğu edinsel bir hipogonadizm türüdür. Hormon düzeyleri erkekler ve kadınlarda hayat boyunca değişir, cinsel hormonlar (örneğin, testosteron, östrojen, progesteron), dehidroepiandrosteron (DHEA), insan büyüme hormonu (HGH) ve melatonin de dahil belirli hormonların seviyeleri yaş ilerledikçe düşer.

Kadınlarda menopoz genellikle 50 yaş civarında, yumurtalıklar kadınlık cinsel hormonlarını (östrojen, progesteron gibi) üretmeyi bıraktığında oluşur ve menstrual döngüler sona erer. Erkeklerdeyse erkeklik cinsel hormonu testosteronun üretimi 30 yaş civarından başlamak üzere giderek azalır ve 40-55 yaşlarında düşük seviyelere ulaşır.

Buna ek olarak, vücutta cinsiyet bağlayıcı hormon globülin (SHBG) adı verilen bir kimyasalın seviyesi, biyolojik olarak kullanılabilen testosteron miktarını azaltarak artar. Vücutta bu kimyasal tarafından bağlı olmayan, biyolojik olarak kullanılabilen testosteron, enerji düzeyleri, sağlıklı bir ruh hali, üreme yeteneği ve libidoyu (cinsel dürtü) korur. Bazı çalışmalar, erkeklerde testosteron seviyesinin 70 yaşına kadar %40''a kadar azaldığını gösteriyor.

Andropoza bağlı düşük testosteron düzeyleri, yorgunluk, libidonun (cinsel dürtü) azalması, enerji düzeyinin azalması, halsizlik gibi fiziksel belirtiler ve ruh hali değişimi, sinirlilik ve depresyon gibi psikolojik belirtilere neden olabilir. Bu durum aynı zamanda kalp hastalığı (ateroskleroz) ve kemik kaybı (osteoporoz) riskini de artırır.

Andropoz belirtilerini yaşayan yaşlı erkekler doğru teşhis ve tedavi için bir doktora başvurmalıdır. Enfeksiyon veya tümör gibi normal yaşlanmayla ilgili olmayan durumların olasılık dışı bırakılması önemlidir. Andropoz teşhisi serum ve kan testleri içerir. Bazen bu durumu tedavi etmek için, bazı riskler taşıması ve biraz tartışmalı olmasına rağmen, hormon replasman tedavisi (HRT) kullanılır.

Andropoza bağlı belirtileri ve riskleri azaltmak için yaşam tarzı değişiklikleri de yararlı olabilir. Düşük testosteron seviyesine sahip erkeklerin, sağlıklı beslenmesi, sağlıklı bir kiloyu koruması, yeteri miktarda uyuması, düzenli egzersiz yapması (bir egzersiz programına başlamadan önce doktorunuzla konuşun), stresi azaltması ve alkol kullanımını sınırlayarak tütün ürünlerini kullanmaması gerekiyor.

Kimler

Testosteron replasman tedavisine kimin ihtiyacı olur?

Bazı genetik bozukluklar ve diğer bozukluklara (HIV enfeksiyonu ve karaciğer hastalığı gibi) ek olarak, bazı ilaçlar, yaşlı erkeklerde olduğu gibi genç erkeklerde de büyük bir testosteron düşüşüne yol açabilir. Bu erkekler sadece uzman tavsiyesiyle reçeteli testosteron tedavisinden yararlanabilir.

Bu ciddi bir karardır çünkü uzun dönemde riskleri bilinmiyor. Testosteron erkeklerin erkeksi görünmesi için temel olsa da, siz yaşlandıkça düşen testosteron seviyesi daha az erkek olduğunuz anlamına gelmez. Sağlıklı yaşlı erkekler zinde ve cinsel olarak aktif kalabilir ve çoğu, çocuklarına babalık yapabilir. Hormon seviyesi denklemin sadece bir kısmıdır. Libidonuzun azaldığını hissettiğinizde testosteron tedavisine ihtiyacınız olduğunu düşünmeyin. Fakat bunun için endişeleniyorsanız ya da düşük hormon seviyesiyle bağlantılı olabilecek başka belirtileriniz de varsa, doktorunuzla konuşun.

Belirtiler

Belirtiler

Belirtiler hormonal eksikliğin başlangıç yaşına ve süresine bağlıdır. Konjentinal testosteron eksikliği genellikle az gelişmiş cinsel organlar (skortuma inmemiş testisler) ve bazen belirlenemeyen cinsel organlarla tanımlanır.

Ergenliğe yakın gelişen edinilmiş testosteron eksikliği, meme dokusu büyümesi (jinekomasti), kasık ve vücut kıllarının seyrek olması ya da hiç olmaması ve gelişmemiş penis, testis, kaslara neden olabilir. Yetişkin erkekler, libido azalması, sertleşme bozukluğu, kas zayıflığı, vücut kıllarının kaybı, depresyon ve başka duygudurum bozuklukları yaşayabilir. Son zamanlarda yapılan araştırmalar, depresyon tanısı konan erkeklerin yaklaşık %30''unda aslında hipogonadizm olabileceğini göstermiştir.

Testosteron öncelikle bir erkek hormonu olmasına rağmen, kadınlarda da adrenal kortekste üretilir. Çocukluk çağında kızlarda gelişen testosteron eksikliği, ergenliği geciktirir ve sık sık boy kısalığı, menstruasyon yokluğu (amenore) ve az gelişmiş göğüslerle sonuçlanır.

Kadınlarda testosteron eksikliği belirtileri şunlardır:

  • Adet görmeme
  • Cinsel istekte (libido) azalma
  • Saç dökülmesi
  • Sıcak basmaları

Komplikasyonlar

Komplikasyonlar

Testosteron eksikliği kas zayıflığı ve osteoporoz ile bağlantılıdır. Bir çalışmada, primer veya sekonder hipogonadizmi olan erkeklerin %68''inde proksimal ve distal kas güçsüzlüğü tespit edildi.

Omurga, trabeküler ve radial kortikal kemik yoğunluğu da testosteron eksikliği olan erkeklerde önemli ölçüde azalabilir. Spinal osteoporozu olan erkeklerin yüzde otuzunda uzun süreli testosteron eksikliği ve üçte birinde kırılma riski taşıyan subnormal kemik yoğunluğu vardır.

Muayene

Muayene

Testosteron, erkek üreme organlarıyla yüz kılları ve ses değişimi gibi ikincil cinsiyet özelliklerinin gelişimini kontrol eden bir hormondur ve erkeklerin enerji seviyesi, ruh hali, üreme yeteneği ve cinsel isteği üzerinde bir rolü vardır. Testosteron üretimi beynin hipotalamus adı verilen bir kısmı, hipofiz bezi ve testisleri kapsar.

Bir erkek yaşlandıkça normal olarak testosteron seviyesi düşer; ancak hipotalamus, hipofiz bezi ya da testisler zarar görürse (örneğin enfeksiyon, tümör,travma, kemoterapi ya da radyoterapi) hormonun seviyesi anormal şekilde azalabilir. Testosteron eksikliği (TE) veya hipogonadizm olarak adlandırılan bu durum, doğumda da mevcut olabilir.

Obezite, hipertansiyon ve diyabet, testosteron eksikliği için yaygın risk faktörleridir. Belirtiler yaşa göre değişir. TE olan bebeklerde cinsel organlar az gelişmiş olabilir ve yetişkin erkekler, sertleşme bozukluğu, cinsel istek azalması, kas güçsüzlüğü, vücut kıllarının kaybı ve ruh hali değişimleri yaşayabilir. Tedavi edilmeyen testosteron eksikliği, kas zayıflığı, osteoporoz, kemik yoğunluğunda değişim ve kemik kırılması riskine yol açabilir.

Aşağıda testosteron eksikliği hakkında doktorunuza (örneğin, ürolog) sormanız gereken bazı sorular vardır. Testosteron eksikliği hakkında ne kadar fazla bilgi sahibi olursanız, başarılı bir tedavi planı geliştirmek ve uygulamak o kadar kolay olacaktır.

Doktorunuza Testosteron Eksikliği Hakkında Soracağınız Sorular

  • Neden bende testosteron eksikliği olabileceğinden şüpheleniyorsunuz?
  • Testosteron eksikliğini teşhis etmek için ne tür kan ve/veya serum testleri gerekli olacak?
  • Bu testler neleri içerir?
  • Bu testler için nasıl hazırlık yapmalıyım?
  • Testis biyopsisi gerekli mi? Eğer öyleyse, bu işlem nasıl yapılır?
  • Ne tür bir anestezi kullanılır? Biyopsi ağrılı mıdır? Eğer öyleyse, işlem sırasında ve sonrasında ağrıların nasıl kontrol altına alınacak?
  • Tanısal test sonuçlarını ne zaman almayı beklemeliyim?
  • Birisi benimle temasa geçecek mi yoksa sonuçlar için aramam gerekir mi? Aranacak telefon numarası:
  • Benim testosteron eksikliğimin tedavisinde hormon replasman tedavisinin (HRT) kullanılabilir mi? Neden veya neden değil?
  • HRT neleri içerir?
  • Bu TE tedavisinin yararları, riskleri ve olası komplikasyonları nelerdir?
  • Testosteron bandı takmam gerekecek mi? Eğer öyleyse, bu tedavi neleri içerir?
  • Bandı nereye uygulamalıyım ve orada ne kadar süre kalmalı?
  • Bant düşerse ne yapmalıyım?
  • Transdermal jel ve mukozaya yerleştirilerek uygulanan tedaviler nelerdir? Nasıl çalışırlar?
  • Eğer bu tedaviler öneriliyorsa, ilişkili yararları, riskleri ve olası komplikasyonları nelerdir?
  • Bu TE tedavilerinin yan etkileri var mı?
  • Tedavi cildimde tahrişe neden olursa ya da ciddi yan etkiler yaşarsam ne yapabilirim? Aranacak telefon numarası:
  • Hormon replasman tedavisi, karaciğer ve/veya sindirim sistemimi nasıl etkileyebilir?
  • Testosteron enjeksiyonları testosteron eksikliği tedavisi için bir seçenek midir? Neden veya neden değil?
  • Ne kadar süreyle HRT gerekecektir?
  • Testosteron eksikliği tedavisi başarılı olmazsa, başka hangi seçenekler vardır?
  • Benim için durumun genel seyri nasıldır?
  • Testosteron eksikliği ve TE tedavisi hakkında daha fazla bilgiyi nereden bulabilirim? Herhangi bir kitap veya çevrimiçi kaynak tavsiye edebilir misiniz?
  • Testosteron eksikliği klinik çalışmalarına katılmamı tavsiye eder misiniz? Neden veya neden değil?
  • Takip randevularını ne kadar sıklıkla programlamalıyım?
  • Sonraki randevu: Doktor: Tarih: Zaman:

Hasta Çocuk veya Ergense Sorulacak Sorular

  • Testosteron eksikliği olan çocuklar için tedavi seçenekleri nelerdir?
  • Hormon replasman tedavisi çocukları ve onların büyüme ve gelişimini nasıl etkiler?
  • Şimdiden testosteron eksikliği tedavisi tavsiye eder misiniz? Neden veya neden değil?

Testler

Testler

Vücuttaki testosteronun kullanılabilirliğini ve luteinleştirici ve gonadotropin salgılatıcı hormon seviyelerini belirlemek için serum ve kan testi yapılır. Normal ya da yüksek gonadotropin seviyeleri olan testosteron seviyesi düşük erkeklerde genelde, testislerdeki bir sorundan kaynaklanan primer testosteron eksikliği bulunur.

Hipotalamus veya hipofiz bezi sorunlarından kaynaklanan sekonder ve tersiyer tipleri genellikle düşük testosteron ve düşük gonadotropin seviyeleri ile sonuçlanır.

Diğer testler, hipotalamus-hipofiz gonadal ekseni içinde bir teşhis yanıtı uyarmak için GnRH veya klomifen sitrat (bir östrojen) enjeksiyonu içerir.

Nadiren, normal testis gelişimine rağmen meni içinde sperm olmaması durumunda, testis biyopsisi yapılır. Bir testis dokusu örneği almak için iğne kullanmayı gerektiren biyopsi sperm üretiminde oluşan bir bozukluğu tespit edebilir.

Tedavi

Tedavi

Tedavi hormon replasman tedavisini içerir. Alım yöntemini yaş ve eksikliğin süresi belirler. Oral testosteron (metiltestosteron) karaciğer toksisitesi ve karaciğer tümörleri ile bağlantılı bulunmuştur, bu yüzden tedbirli şekilde reçete edilir.

Yetişkinler için tedavi, ikincil cinsiyet özelliklerinin, enerji, güç, ruh hali ve iyi olma duygularını korumayı ve kemik dejenerasyonunu önlemeyi amaçlar. Uygulanma yöntemleri transdermal, mukozaya yerleştirme ve kas içi enjeksiyondur.

Bir testosteron bandıyla (yani, deri yoluyla) uygulanan transdermal yöntem, yetişkinlerde testosteron eksikliği tedavisinde kullanılan en yaygın yöntem haline geliyor. Tedavi edilen erkeklerin %92''sinde önemli bir yan etkiye neden olmadan yeterli kan düzeyini sağlar ve korur.

Bir bant testis torbası ya da vücutta herhangi başka bir yere yerleştirilir ve kontrollü aralıklarla testosteron deri yoluyla serbest bırakılır. Bantlar genellikle 12 veya 24 saat süreyle ve egzersiz, banyo ya da yorucu bir aktivite sırasında takılabilir. Skrotal olan ve olmayan mevcut olan iki transdermal bant vardır.

Skrotal olmayan bant karın, bel, uyluk ya da üst kola uygulanabilir ve her akşam saat 8 ile gece yarısı arasında aynı saatte uygulanmalıdır. Eğer bant öğleden önce düşerse, o akşam yeni bir bant uygulayana kadar düşenin yerine yeni bir bant kullanın. Eğer bant öğleden sonra düşerse, o akşam yeni bir bant uygulayana kadar yenisini kullanmayın.

Skrotal bant tedavisiyle ilgili en sık görülen yan etkiler, uygulama yerinde kaşıntı, rahatsızlık ve tahriştir. Bazı erkeklerde, sıvı tutulumu, akne ve geçici anormal meme gelişimi (jinekomasti) yaşanabilir.

Üst kol ya da karın bölgesinde temiz ve kuru cilde uygulanan iki transdermal jel vardır. Doğru kullanıldığında bu jeller 24 saat boyunca testosteron sağlar. Kıyafet giyilmeden önce jelin ciltte kuruması beklenmeli ve duş ya da yüzmeden en az 6 saat önce kullanılmalıdır. Jeller genital bölgeye uygulanamaz.

Jellerle birlikte, doktorların ilacın dozunu ayarlamasına olanak sağlayan bir ölçülü doz pompası mevcuttur. Transdermal jellerin yan etkileri arasında, uygulandığı bölgede olumsuz reaksiyonlar, akne, baş ağrısı ve saç kaybı (alopesi) vardır.

Mukozaya yerleştirme, testosteronun sindirim kanalından ve karaciğerden geçmeden doğrudan kan dolaşımına katılmasını sağlar.

Bukkal testosteron sistemi, dişeti ya da günde iki kez yanağa yapıştırılan tablet benzeri bukkal bir sistem aracılığıyla testosteron veren bir hormon replasman tedavisidir. Ağız içinde dişetinin üst dudakla birleştiği yere yerleştirilir ve çözünerek 12 saat boyunca orada kalan bir jele dönüşür. Ürün nemi emdikçe, yavaş yavaş sindirim kanalı ve karaciğerden geçmeden doğrudan kana karışan testosteronu serbest bırakır. Klinik çalışmalarda bukkal testosteron kullanan hastaların yaklaşık %87''si normal testosteron düzeyine ulaşmıştır.

Yan etkiler genellikle hafif ve geçicidir ve 2 hafta içinde düzelir. Ağız tahrişi, ağrı ve şişme (ödem); acı bir tat ve baş ağrısı bunlardan bazılarıdır. Anormal meme gelişimi (jinekomasti) de oluşabilir. Hastalar kalıcı dişeti anormalliklerini doktorlarına rapor etmelidir.

Bukkal testosteron sistemi, prostat veya meme kanseri olan erkeklerde kullanılmamalıdır ve kronik kalp, böbrek, karaciğer veya akciğer hastalığı olan kişilerde dikkatle kullanılmalıdır. Ödem, konjestif kalp yetmezliği ve uyku apnesine neden olabilir ve prostat büyümesi ve prostat kanseri riskini artırabilir. Bu ilacı kullanan hastalar düzenli olarak dijital rektal muayene (DRM) ve prostat spesifik antijen (PSA) testinden geçmelidir.

İntramüsküler (kas içi) enjeksiyon (IM) daha az sıklıkla kullanılır, çünkü düzensiz testosteron seviyeleriyle ilgilidir. Enjekte edilen testosterona bağlı birincil yan etkiler, testosteron seviyesinin enjeksiyonla birlikte hızla artması ve bir sonraki dozdan hemen önce çok düşük olmasından kaynaklanan, değişken ruh hali, enerji seviyesi ve libidodur.

Kallmann sendromu, inmemiş testisler (kriptorşidizm) ve kısırlığı düzeltebilen koryonik gonadotropinle tedavi edilebilir. Gonoadotropin salgılatıcı hormon (GnRH) tedavisi, testosteron ve diğer cinsiyet steroidlerinin salgılanmasını tetikler, virilizasyonu başlatabilir ve üremeyi sağlayabilir.

Düşük testosteron ve gecikmiş ergenlik sorunu olan çocuklar ve ergenler, ergenliği tetiklemek için düşük dozlu kas içi enjeksiyonla tedavi edilebilir. Ergenler giderek artan ve vücutta daha uzun süre kalan dozlar alabilir, çünkü yaş arttıkça normal gelişimin etkilemesi riski daha da azalır.