Diş Beyazlatma: Nasıl Yapılır - Elde Edilen Sonuçların Korunması

Evrensel olarak hem kadın hem de erkekler arasında değeri yükselen beyazlatma tedavilerinin her bütçeye, zaman dilimine ve mizaca uygun olan çeşidi bulunur.

Kozmetik diş hekimliğinin yükselen dünyasında, diş beyazlatma işlemi yüce bir hüküm sürer. Evrensel olarak hem kadın hem de erkekler arasında değeri yükselen beyazlatma tedavilerinin her bütçeye, zaman dilimine ve mizaca uygun olan çeşidi bulunur.

İster diş hekimi ofislerinde bir saatlik beyazlatma seansı şeklinde olsun, ister bölgenizdeki eczanelerden satın alınan ev tipi beyazlatma kitleri olsun, çok çeşitli beyazlatma çözümleri bulunur. Ama nüfusun sadece yüzde 15'i kozmetik işlemleri denemiştir ve bu konudaki yanlış bilgilendirme devam ediyor.

Uzun lafın kısası diş beyazlatma işlemi işe yarar. Bu kozmetik tedaviyi seçen hemen hemen herkesin gülümsemesindeki parlaklık ve beyazlıkta orta ila ileri dereceli bir iyileşme görülecektir. Bununla birlikte, diş beyazlatma kalıcı bir çözüm olmayıp uzun süreli bir etki için bakım veya "rötuşlar" gerektirir. 
FDA'ya göre, "bleaching terimi sadece, bu işlemle dişlerin kendi doğal renklerinin ötesinde bir beyazlığa sahip olduğu durumlar için kullanılabilir. Bu durum genelde, hidrojen peroksit veya karbamid peroksit gibi ağartıcı içeren ürünler için tamamen geçerlidir.

Diğer taraftan, "beyazlatma terimi kirlerin ve kalıntıların temizlenmesi ile diş yüzeyinin renginin geri kazanılması anlamına gelir. Yani temizleyici özellikteki herhangi bir ürün (diş macunu gibi) beyazlatıcı olarak kabul edilir. Şüphesiz ki, beyazlatma terimi ağartma terimine göre kulağa daha hoş gelir; bu yüzden, beyazlatıcı içeren ürünleri açıklarken bile, daha sık kullanılır.

 

Pek çoğumuz, porselen benzeri mine yüzeyleri sayesinde parlak beyaz dişlerle işe başlarız. Mikroskobik kristalli çubuklardan oluşan diş minesi; çiğneme, gıcırdama ve travma ve ayrıca şeker nedeniyle oluşan asit saldırılarının etkilerine karşı dişleri korumak üzere tasarlanmıştır.  Ama yıllar geçtikçe diş minesi aşınarak, daha şeffaf olur ve dişin kor malzemesi olan dentinin sarı rengi görünür hale gelir.

Rutin çiğneme sırasında, diş minesinde milyonlarca mikro-çatlak meydana gelirken dentin tabakası bozulmadan kalır. Bu çatlakların yanı sıra kristalize mine çubuklarının arasındaki boşluklar lekeler ve kalıntılarla dolar. Sonuç olarak, dişlerde mat ve cansız bir görünüm ortaya çıkar.

Diş beyazlatma işlemi lekeleri ve kalıntıları yok ederek, diş minesindeki çatlakları açıkta bırakır. Çatlakların bazıları tükürük salgısıyla hızla yeniden mineralize edilirken, bazılarıysa organik kalıntılarla yeniden dolar.
Dişlerdeki lekeler iki kategoriye ayrılır: ekstrinsik (dış) lekelenme ve intrinsik (iç) lekelenme.

Ekstrinsik lekeler, koyu renkli içecekler, yiyecekler ve tütün ve rutin aşınma ve yıpranmalar sebebiyle diş yüzeyinde oluşan lekelerdir. Yüzeysel ekstrinsik lekeler önemsizdir ve fırçalama ve koruyucu diş temizliğiyle çıkarılabilir. İnatçı ekstrinsik lekeler, diş beyazlatma gibi daha kapsamlı girişimlerle çıkarılabilir. Kalıcı ekstrinsik lekeler ise erken müdahale edilmediği takdirde dentin tabakası içine nüfuz eİntrinsik lekeler dişlerin iç kısmında oluşan lekelerdir. İntrinsik lekeler, travma, yaşlanma, diş oluşumu esnasında mineral maruziyeti ve/veya aşırı florür alıma sonucu meydana gelir. Geçmişte, intrinsik lekelerin beyazlatmayla düzeltilmeye çok dirençli olduğu düşünülürdü. Günümüzde, kozmetik diş hekimliği uzmanları, derinde yerleşimli intrinsik lekelerin dahi birkaç ayın üzerinde veya hatta bir yıl boyunca devam edilen denetimli ev tipi diş beyazlatmayla temizlenebilir.

  • Yaş: Diş rengi ve yaş arasında doğrudan bir ilişki bulunur. Yıllar içinde, aşınma ve yıpranma ve lekelerin birikimi sonucu diş koyulaşır. Gençler büyük olasılıkla beyazlatma işleminden çabuk ve bariz sonuçlar elde edeceklerdir. Yirmili yaşlarda, dişlerde sarı kalıntılar oluşmaya başladığında, diş beyazlatma için daha fazla efor sarf edilmesi gerekir. Kırklı yaşlardaysa, sarı daha sonra kahverengiye döner ve daha fazla bakım gerektirir. Ellili yaşlarda, dişlerde çıkarılması çok zor olan (ama imkansız değil) pek çok inatçı leke oluşmuş olur.
  • Başlama rengi: Hepimizde doğuştan sarı-kahverengimsiyle yeşilimsi gri arasında değişen ve zaman içinde yoğunlaşan bir diş rengi bulunur.Sarı-kahverengi genellikle yeşil-gri renge göre beyazlatma işlemine daha duyarlıdır.
  • Saydamlık ve incelik: Bunlar aynı zamanda, yaşla birlikte daha belirgin hale gelen genetik özelliklerdir. Bütün dişler bir miktar saydamlık gösterirken, opak ve kalın olanların da bir avantajı bulunur: Açık renkli görünürler, daha fazla ışıltı gösterirler ve beyazlatma işlemine yanıt verirler. Daha ince ve daha şeffaf olan dişlerde, özellikle de ön dişlerde beyazlatma işlemi için gerekli olan pigment sayısı daha azdır. Kozmetik diş hekimlerine göre, saydamlık, hiçbir beyazlatma işlemiyle düzeltilemeyen tek durumdur.
  • Beslenme alışkanlıkları: Kırmızı şarap, kahve, çay, kola, havuç, portakal ve diğer koyu renkli içecek ve yiyeceklerin sürekli tüketimi yıllar içinde ciddi lekelenmelere yol açar. Buna ek olarak, turunçgil meyveleri ve sirke gibi asidik gıdalar diş minelerindeki erozyona katkıda bulunur. Sonuç olarak, diş yüzeyi daha şeffaf hale gelir ve daha fazla sarı renkli dentin tabakası görünür hale gelir.
  • Sigara alışkanlığı: Nikotin, diş yapısı içine yavaş yavaş geçerek intrinsik renk değişimine neden olur.
  • İlaçlar/Kimyasallar: Diş oluşumu sırasında tetrasiklin kullanımı, çıkarılması zor olan koyu gri ya da kahverengi şerit şeklinde lekelere neden olur. Aşırı florür tüketimi, florozis ve ilişkili alanlarda beyaz beneklenmelere neden olur.
  • Diş gıcırdatma: Daha çok stresli dönemlerde görülen diş gıcırdatma (sıkma, gıcırdatma, vb) dişlerdeki mikro çatlaklara katkıda bulunur ve ısırma kenarlarının koyulaşmasına neden olur.
  • Travma: Düşme ve diğer yaralanmalar, dişlerde büyük miktarlarda lekelenme ve kalıntıların toplanmasına neden olan oldukça büyük çatlakların oluşmasına yol açar. 
Günümüzde üç önemli diş beyazlatma seçeneği bulunur. Bunların her üçü de farklı peroksit konsantrasyonlarına ve farklı uygulama zamanlarına dayanır.

Diş Hekimi Ofislerinde Beyazlatma

Kısa süre içerisinde belirgin renk değişimi elde edilmesi, ofis içi beyazlatma işleminin en önemli faydasıdır. Bu protokol, diş etleri üstü boyalı bir lastik barajla korumaya alındıktan sonra, diş hekimi veya eğitimli bir teknisyen tarafından dişlere uygulanan nispeten yüksek bir konsantrasyondaki peroksit jelinin dikkatli ve kontrollü kullanımını içerir. Genellikle peroksit dişlerin üzerinde 15-20 dakikalık aralıklarda 1 saate yakın kalabilir (en fazla). Özellikle de inatçı lekelere sahip olanlarda bir veya daha fazla ek beyazlatma seansı alınması tavsiye edilebilir veya ev tipi bir beyazlatma sistemine devam edilmesi istenebilir.

Uzmanlar Tarafından Reçete Edilen Ev Tipi Beyazlatma Kitleri

Birçok diş hekimi, uzmanlar tarafından reçete edilen ev tipi beyazlatma kitlerinin uzun dönemde en iyi sonuçları vereceği görüşündedir. Ev tipi kitlerde, dişler üzerinde bir saat veya daha uzun süre (bazen gece boyu)  kalan, kullanımı kolay, düşük konsantrasyonda peroksit jeller bulunur. Peroksit oranının düşük olması, bu jelin dişlerin üzerinde güvenle kaldığı süreyi uzatır. Bu jel, ağız koruyuculara benzeyen ölçüye göre yapılan beyazlatma kalıpları kullanılarak dişlere uygulanır.

Reçetesiz Diş Beyazlatma

Diş beyazlatma seçeneklerinin en ucuz ve en kolayı olan reçetesiz beyazlatma işlemi, uzmanlarca reçete edilen ev tipi beyazlatıcılara göre daha düşük beyazlatma jeli konsantrasyonlarını içeren dışarıdan temin edilen beyazlatma kitlerinin kullanımını gerektirir. Bu jeller, herekse uyan tek tip kalıpla, beyazlatma bantlarıyla veya paint-on (boyalı) uygulayıcılarla dişlere uygulanır. Pek çok durumda, bu seçenek sadece ön dişlerin birkaç tanesini beyazlatırken, ölçüye göre yapılan kalıplar tüm gülüşünüzü beyazlatır.
Zamanın kısıtlı olduğu ofis içi beyazlatma işleminde tercih edilen beyazlatıcı, güçlü ve hızlı etki gösteren, hidrojen peroksittir. Beyazlatma işleminde, yaklaşık yüzde 9 ile yüzde 40 arasında değişen hidrojen peroksit konsantrasyonları kullanılır.

Buna karşın, ev tipi beyazlatma işleminde tercih edilen beyazlatıcıysa daha yavaş etkili olan ve hidrojen perokside parçalanan karbamit peroksittir. Karbamid peroksitin gücü, hidrojen peroksidin yaklaşık üçte biri kadardır. Bu da, kabaca yüzde 15’lik bir karbamit peroksit solüsyonunun yüzde 5’lik hidrojen peroksitle aynı güce sahip olduğu anlamına gelir.

 

Diş beyazlatma, sonuçları kişiden kişiye önemli ölçüde değişen sübjektif bir işlemdir. Pek çok kişi sonuçlardan çok memnun kalırken bazıları hayal kırıklığına uğrayabilir. Herhangi bir beyazlatma tedavisine başlamadan önce, elde edebileceğiniz gerçekçi sonuçların neler olabileceğini ve bu sonuçlara ne kadar sürede ulaşabileceğinizi diş hekiminize sormanız gerekir. Beklentiler, diş beyazlatma konusunda çok büyük öneme sahiptir.

 

Diş hekimi ofislerinde, işlem öncesi ve sonrası diş renkleri genellikle ton kılavuzlarıyla ölçülür. Bu kılavuzlar, geniş bir aralıkta diş renklerinin olduğu el kılavuzlarıdır. (Diş hekimleri bunları diş tacı ve diğer restorasyon tonlarını seçerken de kullanır.)

Vitapan Klasik Ton Kılavuzu, bu kılavuzların uzun zamandan beri standart belirleyicisidir. Bu ton kılavuzunda, sistematik olarak 4 renk grubu içerisinde açıktan koyuya doğru sıralı 16 ton bulunur. Ayrıca bu kılavuz evrensel bir diş rengi terminolojisi sağlar.

Beyazlatma işlemiyle diş rengi bazen 9 ton veya daha fazla açılırken, dişlerini beyazlatanların çoğunda 2-3 tonluk bir değişim görünür.
Diş beyazlatma tedavileri, talimatlara göre yapıldığında güvenli bir işlem olarak kabul edilir. Ama yine de diş beyazlatmayla ilgili bilmeniz gereken bazı riskler bulunur:
  • Hassasiyet: Beyazlatma işlemi sıcaklık, basınç ve dokunmaya karşı geçici bir hassasiyet oluşturabilir. Bu durum yüksek olasılıkla daha yüksek konsantrasyonlu beyazlatıcıların kullanıldığı ofis içi beyazlatma işlemleri sırasında meydana gelir. Bazı kişilerde ön dişlerin ortasından aşağı doğru bir spontane çekim ağrısı ("zinger") olabilir.
    Diş beyazlatma işlemine bağlı hassasiyet oluşumu açısından en büyük risk altında olanlar, diş eti çekilmesi, dişlerde önemli çatlaklar veya dişlerinde hatalı restorasyonlar sonucu sızıntılar olan kişilerdir. Ayrıca, diğer risk faktörlerini taşımayanlar dâhil olmak üzere kızıl saçlıların hassasiyet ve zinger ağrısı açısından özellikle risk altında olduğu bildirilmiştir.
    Beyazlatmaya bağlı hassasiyet bir veya iki günden uzun sürmezken, bazı kişilerde bir aya kadar devam edebilir. Bazı diş hekimler bu diş hassasiyeti için potasyum nitrat içeren diş macunlarını tavsiye ederler.
  • Diş eti tahrişi: Peroksit beyazlatıcılar kullanan kişilerin yarısından fazlasında beyazlatıcı konsantrasyonuna bağlı olarak veya beyazlatma kalıplarıyla temas sonucunda belirli miktarda diş eti tahrişi meydana gelir. Bu gibi bir tahrişgenellikle birkaç güne kadar sürebilse de, beyazlatma işlemi sonlandırıldıktan veya peroksit konsantrasyonu düşürüldükten sonra kaybolur.
  • Teknikolor dişler: Yapıştırma, diş kronu veya porselen kaplama gibi restorasyonlar, beyazlatma işleminden etkilenmez, bu nedenle de çevredeki dişler beyazlarken bu restorasyonun uygulandığı dişlerdeki varsayılan renk korunur.Bu da sıklıkla ”teknikolor dişler” denen durumla sonuçlanır.
Yeni beyazlatılmış dişlerin ömrünü uzatmak için, diş hekimleri şunları tavsiye ederler:
  • Hemen uygulanan veya yılda bir kez gibi seyrek olarak yapılan evde takip veya beyazlatma bakımı.
  • Beyazlatma sonrası en az bir hafta boyunca koyu renkli yiyecek ve içeceklerden kaçınma.
  • Mümkün olduğunca, koyu renkli içecekleri bir pipetle içme.
  • Mükemmel bir oral hijyen uygulama, yemeklerden sonra ve yatmadan önce fırçalama ve diş ipi kullanımı.
Yukarıda bahsedilen risk faktörlerine ek olarak, beyazlatma işlemi yaptırmadan önce göz önünde bulundurulması gereken birçok uyarı vardır:
  • Beyazlatma işleminin miktarı ne olursa olsun “doğal olmayan” beyazlıkta sonuçlar verecektir.
  • Beyazlatma işleminden yaklaşık iki hafta sonrasına kadar gerçek sonuçlar tamamen görülemez. Bu özellikle, seramik bir restorasyon yaptırmak üzere iseniz ve bu restorasyonların renginin yeni beyazlatılan dişlerin rengi ile uyduğundan emin olmak istiyorsanız önemli bir husustur.
  • Eğer kozmetik yapıştırma, porselen kaplama ve diğer restorasyonlar tedavi planınızın bir parçası ise, bu restorasyonlar, düzgün yapıştırma, işlev ve ton eşleşmelerinin sağlanması için beyazlatma işleminden sonraki en az iki hafta içinde uygulanmamalıdır.
  • Teknikolor etkinin önlenmesi için, diş rengindeki restorasyonların muhtemelen beyazlatma işleminden sonra değiştirilmesi gerekir.
  • Gömülmüş diş etleri, genellikle sarımsı kök yüzeylerini diş eti çizgisinde açığa çıkarırlar. Bu sarı rengin beyazlatılmasının zor olduğu gösterilmiştir.
  • Gebe ve emziren kadınların diş beyazlatma işleminden kaçınmaları önerilir.  Yutulan beyazlatıcıların fetüs veya bebek üzerindeki etkileri henüz bilinmemektedir.

Yorumlar